12 Eylül 2014 Cuma

Değişim


Değişimlerin başlamasının üzerinden yaklaşık üç ay geçti. İlk belirtileri hiç önemsememiştim o zamanlar. Tam iki gün süren damağımdaki müthiş ağrıyı hala hatırlıyorum. Takip eden günlerde gelen şişkinlik bile diş doktorundan korktuğum kadar beni korkutmamıştı. Geçeceğini umarak hayatıma devam edebilirdim.


Okumam gereken kitapları okuyarak ve notlar alarak bir kaç gün geçirmiştim ama ağrılar artık dayanamayacağım noktaya yaklaşıyordu. Sabah  akşam aynada ağzımı ve dişlerimi kontrol ediyordum. Ve sonunda sorunu görebilmiştim. Ön üst tarafta diğerlerine oranla biraz daha uzun yeni iki diş. Bütün ağrıların sebebi diş çıkarmam mıymış diye düşündüm.

Ağzımı açıp aynaya baktığımda kendimi gülmekten alamıyordum. Aklıma okuduğum kurgu romanları geliyordu. O romanlarda yer alan canavarlara benziyordum ve onlara inanmayacak kadar bu dünyada yaşamıştım. Bunun da bilimsel bir açıklaması vardır diye düşünüyordum. Gerçek hayatta hayali kahramanlara, canavarlara yer yoktur. Ya doktora gidecek ve dişlerden kurtulacaktım yada bu şekilde yaşamaya alışacaktım ki ben ikinci yolu seçtim.

İki fazladan diş ile geçen bir haftadan sonra onlara alışmaya başlamıştım. Hatta ne işe yarayacak bu dişler, nasıl kullanacağım gibi düşünceler kafamda dolaşıyordu. Ta ki bir gün banyoya girip sırtımı görene kadar. Gördüğüm manzaraya hiç hazırlıklı değildim. Sırtımdaki deri, sanki uzun süre güneş altında kalmış gibi kabarmış ve soyuluyordu. Halbuki uzun süredir evden dışarı çıkmamıştım.

O gece uyuyabildiğim son geceydi. Ertesi gün bütün dertlerim geçecek diyerek kendimi rahatlatıp uykuya dalmıştım. Ancak kalktığımda yanıldığımı anlamak fazla uzun sürmemişti. Ellerimdeki deri pul pul olmuş dökülüyordu. Üzerimdekileri çıkarttığımda bütün vücudumun aynı şekilde olduğunu görmüştüm. Giderek halsizleşiyordum ve ne yapacağımı bilemiyordum. Hemen telefona sarıldım. Sabahın o saatinde arayabileceğim tek arkadaşımı aradım. Önemli bir sorun olduğunu ve gelmesi gerektiğini söylediğimde hiç soru sormadan tamam dedi.

Gelmesi fazla zaman almamıştı. Sesimdeki endişeyi hissetmiş ve bir taksiye atlayıp gelebileceği en hızlı yoldan gelmişti. Dişlerin sorun olabileceğini düşünmeden sadece vücudumu göstermiştim. Sonrasında koltuğa güçlükle oturmayı başarmıştım. Artık kolumu oynatacak gücüm kalmamıştı.

"Hastalanmışsın sen." dediğini hatırlıyorum son olarak. Gözlerimi açtığımda yatağımda yatıyordum ve arkadaşım baş ucumda bana bakıyordu. Susamıştım. Su istemek için konuşmaya çalıştım ancak ağzımdan tıslama benzeri bir ses çıkmıştı. Artık konuşamayacak kadar halsizdim. Sonrasını hatırlayamıyorum.

Bacaklarımdaki kramp ile birlikte gözlerimi açtığımda arkadaşımında koltukta uyuduğunu görmüştüm. Ne kadar uyumuştum acaba? Saat kaç olmuştu? Yerimden kıpırdayamıyordum. Sonra yine kendimden geçmiş olmalıyım.

Kramplarla birlikte tekrar uyandığımda gözlerime inanamıyordum. Koltuktaydım, yatak tam karşımdaydı ve kendimi yatakta görebiliyordum. Korkuyla koltuktan fırladım ve yatağa gittim. Dizlerimin üstüne çöktüm ve karşımda duran şeyin yüzüne iyice baktım. Kesinlikle bendim orada yatan. Cesaretimi topladım ve dokundum. İçi boş bir deri parçası gibi dokunduğum yer içeri gömüldü. Sonra başka yerlerine dokunmaya başladım. Dokunduğum her yer içeri gömülüyordu. Karşımda yatan ben sadece deriden ibaretti.

Banyoya gittim ve aynaya baktım. Bu ben değilim diye düşündüm. Uyumadan önce koltukta gördüğüm arkadaşım şimdi aynadan bana bakıyordu. Yine kendimden geçmek üzereyken son bir hareket ile acil servisi aradım ve ambulans göndermelerini istedim.

Kendime geldiğimde beyaz ve yumuşak duvarlı, içinde hiç bir şey olmayan odadaydım. Tedavimin bir parçası olarak kağıt ve kalem verdiler. İstediğim her şeyi yazabileceğimi söylediler. Ben de hatırladıklarımı yazarak başlamak istedim. Kapının önünden sesler geliyor. Sanırım doktorlar buraya geliyorlar.

"Oda 510"
"Buradaki hastamız kendi evinde babasını öldürmüş ancak kabul etmiyor. Kendisinin bir yılan olduğunu ve deri değiştirdiğini kimseyi öldürmediğini iddia ediyor. Tekrar deri değiştirdiğinde hepimiz ona inanacakmışız."


Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder