10 Ekim 2016 Pazartesi

Arayıcı Günlükleri - 34


Yaşlı kadın tepenin üzerinde durmuş, üzgün gözlerle bakıyordu. Baktığı yönde dumanlar yükseliyor, belli aralıklarla kırmızı alevler gökyüzünü aydınlatıyordu. Büyük kubbenin yıkılışını görmüştü. Yıllarca uğraşılıp yapılmış büyük kubbe artık yoktu. Kubbe ile birlikte, dünyanın daha iyi bir yer olacağına dair hayalleri de yıkılmıştı.Dünya üzerindeki iyi yerler teker teker yok olurken, belki de dünyanın ümitleri de uçup gidiyordu. Yaşlı kadın, omzuna dokunan el ile kendine geldi. Elleri ile gözlerinden süzülmekte olan yaşları sildi.



"Artık gitmeliyiz. Kaçabilen herkesin kaçtığını söylüyorlar. Konvoy tekrar yola çıkmaya hazırlanıyor." dedi Arayıcı. Bayan Haruto'nun koluna girdi ve birlikte kamyona doğru yürümeye başladılar. Arayıcı daha önce kötü durumda bir sürü insan görmüştü ancak şu an içinde bulundukları durum moralini bozuyordu. Birlikte kaçmaya çalıştığı insanların bir kaç saat öncesine kadar güzel bir hayatları vardı. Şimdi ise hayatları çökmüş vaziyette, ümitlerini ve geleceklerini başka bir yere taşımaya çalışıyorlardı. Arayıcı, arkalarında bıraktıkları yıkımın kendileri yüzünden, bu insanların başına geldiğini düşündükçe daha fazla üzülüyordu.

Arayıcı, Bayan Haruto ile yürürken etrafına bakındı. Silahları olan bir grup adam kamyonlardan birinin lastiğine yaslanmış dinlenirken, sohbet ediyordu. Aynı kamyonun kasasının içindeki kadınlar, ellerindeki malzemeleri inceliyordu. Kamyonun önüne park etmiş bir otobüste çocuklar vardı. Büyük olanlar otobüsün etrafında oyun oynuyor, daha küçük olanlar yanlarında ebeveynleri veya onlara bakmakla sorumlu yetişkinler ile oturuyorlardı. Bebeklerden bir tanesi çıkarabildiği en yüksek sesle ağlıyordu. Onu sakinleştirmeye çalışan kadın ne yapacağını şaşırmış gibi gözüküyordu. Bir taraftan eline aldığı bir metal parçasını sallarken, diğer taraftan bebeği kolunda bir ileri bir geri sallıyordu. Arayıcı ve Bayan Haruto'nun yanından koşarak bir kaç çocuk geçti, hemen arkalarından gaz maskesi takmış bir tanesi daha. Arayıcı'nın o ana kadar gördüğü herkes üzgün ve şaşkındı. Sadece etrafta koşturan çocukların suratında hala bir gülümseme vardı.

"Bayan Haruto." diye seslendi birisi. "Bayan Haruto, sonunda sizi bulabildim."
"Mai." dedi alçak sesle yaşlı kadın.
"Mai, efendim."
"Qui es, asker?"
"Efendim, ekip liderleri toplandı. Hangi yöne gidileceğine ve ne yapılacağına dair karar vermek için sizi bekliyorlar."
"Tamam. Vi ann."

Arayıcı, konuşulanların bir kısmını anlıyor, bir kısmını anlamıyordu. Ne yapacaklarını anlamak için Bayan Haruto'ya baktı.

"Gel Arayıcı, bizimkilerin yanına gidiyoruz." dedi yaşlı kadın. Yanlarına gelen askerin peşi sıra yürümeye başladılar. Önlerinde kendilerini buraya kadar getiren kamyon duruyordu. Kamyonun ön tarafının tepesinde ayakta duran ve uzaklara bakan narin bir vücut. Arayıcı, Bayan Haruto'nun kolunu tutmuyor olsaydı gördüğü manzaranın bir rüya olduğuna inanabilirdi. Omuz hizasında açık bacakları, kıvrımlarının arasından görülebilen yıldızlar, ince belinin hemen yanındaki silahı tutuşu, rüzgarın etkisiyle boynunda dans eden bandanası. Yaşlı kadın, Arayıcı'nın eline dokundu ve genç adamı bulundukları ana geri getirdi.
"Çok güzel bir genç kadın, ayrıca yetenekli de." dedi. Arayıcı cevap veremedi.
"Ondan etkilendiğin her halinden belli genç adam, bir şey söylemene gerek yok."

Arayıcı, yaşlı kadına baktı. Bir şeyler söylemek istiyordu ama hissettiklerini açıklayacak kelimeleri bulamıyordu. Daha önce hiç yaşamadığı bir duyguyu nasıl tarif edebilirdi ki? Hissettiklerinin, duygularının ne olduğunu bile bilmiyordu. Ağzını açtı, konuşmak istedi. Derin bir nefes aldı ve verdi.

"Riva." diye bağırdı yaşlı kadın. "Riva, bizimle gelir misin?"

Riva, kamyonun üzerinden sadece kafasını döndürerek baktı, Bayan Haruto ve Arayıcı'ya. Hiç bir şey söylemeden önce kamyonun burnuna, oradan da yere atladı.

"Bayan Haruto." dedi.
"Neredeyse hiç kıpırdamadan nereye bakıyordun Riva, aklından ne geçiyor?"
"Gökyüzündeki şu büyük gemi."
"Ne olmuş ona?"
"Çok yavaş bir şekilde alçalıyor."
"Bize sanki orada asılı kalmış gibi gözüküyor."
"Hayır Bayan Haruto. Giderek alçalıyor. Bu hızla yarın yere inmiş olacak."
"Yarın bir sorunumuz daha olabilir bu durumda."

Önlerinde ilerleyen asker bir süre durakladı ve arkasındakilere baktı. Bayan Haruto ve yanındakilerin de ilerlediğini gördükten sonra yürümeye devam etti. Bir süre sonra portatif bir masa etrafında toplanan ekip liderlerinin bulunduğu yere ulaştılar.

"Durumumuz nedir?" diye sordu Bayan Haruto.
"Bu hızla ilerlersek merkeze üç günlük mesafedeyiz. Çevre şartlarına bakılırsa en kısa yol, önümüzde duran geminin altından geçmek." diye cevapladı yaşlı bir adam.
"Sanırım başka bir yol bulmalıyız. Eğer yanımdaki genç bayanın söyledikleri doğruysa yarın o gemi yere inmiş olacak ve yolumuzu kapayacak."

Masanın etrafındaki herkes şaşkınlıkla Riva'ya baktı.

"Gemi çok yavaş bir şekilde alçalıyor." dedi Riva.
"O zaman alternatifleri değerlendirelim." dedi yaşlı adam ve cebinden çıkardığı bir aleti masaya koydu. Aletin üzerindeki bir düğmeye bastı ve üzerinde üç boyutlu bir harita belirdi. Herkes dikkatini haritaya verdi. Yaşlı adam elini bir bölge üzerinde gezdirdi. Kırmızı bir çizgi ile elini gezdirdiği yerler işaretlendi.
"Bu bölge geminin ineceği ve bizim geçemeyeceğimiz yer."
İşaret parmağını haritada bir tepeye koydu.
"Burası da bizim şu an bulunduğumuz tepe. Bu durumda daha önce hiç geçmediğimiz yolları kullanmaktansa, biraz doğuya yönelip eski dağ yolunu kullanabiliriz. Biraz zaman alır ama yukarıda olmamız gemiden gelebilecek tehlikeleri de görmemizi sağlayabilir."
"Geminin batısından geçmek en kestirme yol olurdu." dedi başka birisi.
"Korunabileceğimiz fazla bir yer yok gibi gözüküyor. Ayrıca şu yukarıdaki lanet gemiden ne çıkacağını hiç birimiz bilmiyoruz. Gece boyunca bir sürü mekiğin atmosfere yanarak girdiğini gördük. Pek dost canlısı değiller galiba."
"Haklısınız." dedi Bayan Haruto. "Yanımızda bu kadar kişi varken açıktan gitmek pek mantıklı değil. Güvenliğimiz için başka ne düşündünüz?"
"Askerleri her araca dağıtıyoruz. Eğer dağ yolundan gideceksek hızımız yüksek olmayacaktır. Dış iskelet kullananları silahlandırıp araçların yanında yürütebiliriz."
"Elimizde kaç tane dış iskelet var?"
"Tam anlamıyla çalışan sekiz adet var, efendim. İki tanesi hasarlı. Onları burada bırakmak zorunda kalabiliriz." dedi genç bir adam.
"Sabaha kadar vaktiniz var. Çalışır duruma gelirlerse iyi olur. Yoksa burada bırakıyoruz. Yarın sabah yola çıkacağız. Sis ve dumandan faydalanıp dağa ulaşabiliriz." dedi Bayan Haruto.

Masa etrafındaki herkes anladığını belirtecek şekilde kafasını salladı. Yaşlı adam masanın üstündeki küçük harita aletini kapattı ve cebine koydu. Haruto, Riva ve Arayıcı'ya döndü.

"Siz de biraz dinlenmeye çalışın. Yarın uzun bir gün olacak."

Şafak ile birlikte konvoyda hareketlilik başlamıştı. Turuncu güneş konvoya yan tarafından çarpıyor, konvoyda bulunan herkesin uyanmasını sağlıyordu. Hava ne aydınlık ne de karanlıktı ama etrafı sarı renkli dumanın kaplamaya başladığı belli oluyordu.

"Görüş mesafesi daha da düşmeden yola çıkmalıyız." diye bağırdı bir adam.

Riva, Arayıcı'nın yanında ayakta duruyor ve önlerindeki gemiye bakıyordu. Arayıcı uyku tulumundan çıkıp, toparlanmaya başladı. Bir önceki gün bulundukları yere geldikleri kamyonun arkasına çantasını bıraktı. Kamyonun kasasında bir önceki günden daha fazla insan vardı. Arayıcı etrafa bakındı. Bayan Haruto kamyona doğru geliyordu.

"Beni takip edin gençler." Kamyonun önüne kadar yürüdü ve "Bugün ön tarafta gitmek daha iyi olabilir." dedi.

Arayıcı kamyonun ön tarafında baktı. "Burada sadece iki kişilik yer var,Bayan Haruto." dedi.
"Sıkışabiliriz biraz." diye cevapladı yaşlı kadın. Ardından şoförün yanındaki koltuğa geçti.
"Sen otur Arayıcı." dedi Riva.
"Peki ya sen?"
"Ben basamakta duracağım."
"Sen bilirsin." dedi Arayıcı ve Bayan Haruto'nun yanına oturdu. Arayıcı kapıyı kapattıktan sonra Riva eşyalarını kamyonun önü ile kasa arasında bir yere attı. Elini Arayıcı'nın yanındaki açık pencereden içeri soktu ve tutundu. Araçlar hareket etmeye başladı. Bayan Haruto'nun kamyonu konvoyun önlerinde bir yere dahil oldu. Araçlar tepeden inmeye başladıktan sonra görüş mesafesi de giderek azalıyordu.

"Bakın." dedi Bayan Haruto. "Önümüzdeki gemi artık sislerin için kalıyor. Bu gidişle bir kaç saate yere inmiş olacak."
"Çok büyük bir şey." dedi Arayıcı. "Daha önce bu kadar büyük ve uçabilen bir şey hiç görmemiştim."
"O bir uzay gemisi." Riva, kapının diğer tarafından biraz eğilerek Arayıcıya cevap verdi. Arayıcı kafasında uzay ve gemi kelimelerini ilişkilendirip, anlam katmaya çalışıyordu.

Konvoy bir süre uzay gemisine doğru yolculuk ettikten sonra doğuya döndü. Bulundukları yolda, mümkün olduğunca birbirlerine yakın ve yavaş ilerliyorlardı. Araçların tekerleklerinin yere sürtünme sesi dışında duyulabilen tek şey dış iskeletlerden çıkan metalik seslerdi. Sekiz dış iskelet farklı zamanlarda attıkları adımlar ile bir ses karmaşası yaratıyorlardı.

İlerledikleri yol kıvrımlı bir hal aldı. Önce sola daha sonra sağa dönüşler. Konvoy yavaş ve dikkatli bir şekilde dağ yolunda yukarı gidiyordu. Görüş açısı yavaş yavaş artarken, tamamen sislerin içinde kalan uzay gemisi artık görünmez olmuştu. Güneş artık tüm gücüyle ışıklarını dünyaya gönderiyordu. Normal bir zamanda yolculuk yapmanın göze alınmayacağı saatlerde konvoy ilerlemeyi sürdürüyordu. Bayan Haruto, elindeki iletişim cihazı ile drone'ların gözlem uçuşuna gönderilmesini istedi. Önlerindeki yolda bir sorun olmadığı bilgisi geldikten sonra drone'ların yönü sislerin içine, uzay gemisinin inmiş olabileceği yere çevrildi. Bu sırada gökyüzünde bir kaç alev topu belirdi. Alevler yeryüzüne doğru hızla seyrederken, bir patlama oluyor ardından yüzlerce küçük parçaya ayrılıyordu. Arkasında dumanlar bırakan küçük parçalar yeryüzüne ulaşıp büyük bir alana dağılıyordu.

"Bunlar bizimkilerde olabilir, "Onikiler"e de ait olabilir." dedi Bayan Haruto. "Her durumda birileri ölüyor. Birbirimizle savaştığımız yetmezmiş gibi bir de gözümüzün önünde büyük bir uzay gemisi dünyaya iniyor. Nereden geldiklerini, ne istediklerini bile bilmiyoruz. Yukarıdakilerin bilgisi varsa dahi, henüz öğrenemedik. Merkeze gidene kadarda bilgi alamayacağız."

Arayıcı hiç bir şey söylemeden Bayan Haruto'yu dinledi. Riva, boşta olan elini kamyonun içine doğru uzatıp, Arayıcı'nın omzuna dokundu.

"Şuraya bakın." Eliyle gökyüzünde bir şeyi işaret etti. Bayan Haruto ve Arayıcı Riva'nın işaret ettiği yöne baktılar. Alev topu olmamış bir mekik, dengesiz bir şekilde yeryüzüne düşüyordu. Mekiğin gökyüzünde bıraktığı beyaz iz rahatlıkla görülebiliyordu.
"Çok hızlı düşüyor." dedi Bayan Haruto. "Bir an önce iniş motorlarını ateşlemeleri gerekli."
Arayıcı tüm dikkatiyle gökyüzüne bakıyordu. Konvoy ilerledikçe mekiğin düşüş hareketi, bulundukları kamyonun ön tarafından sol tarafına geçmişti. Mekikten bir kaç kez alevler çıktı. Yavaşlamaya başlamıştı ama bu seferde kendi ekseni etrafında dönüyordu.
"Bu şekilde acil durum paraşütünü açamazlar." dedi kamyonu kullanan adam.
"Evet, sanırım başaramayacaklar." Tüm üzüntülerinin ve hayal kırıklıklarının yanında yaşlı kadın düşmekte olan mekik için de üzülüyordu.

Konvoydaki tüm gözler mekiğe çevrilmişti. Mekiğin hızı biraz daha azalmış gibi gözüküyordu. Ama dönüş hareketinin hızı artmıştı. Mekik döne döne sislerin içine, uzay gemisi ile konvoy arasında bir noktaya girdi. Bayan Haruto, kafasını önüne eğdi, bir şeyler mırıldandı. Arayıcı Riva'ya baktı. Riva, sabit bir şekilde duruyor ve ilerledikleri yöne bakıyordu. Bir anda elini Arayıcı'nın üstünde tutunduğu yerden çekti ve kamyonun yanından yere yuvarlandı.

"Durun." diye bağırdı Arayıcı.  Kamyonu kullanan adam aniden fren yaptı. Tüm konvoy onlar ile birlikte durdu. Arayıcı kapıyı açıp kamyondan indi, Riva'nın yanına koştu.
"Riva" diye bağırdı. "Riva." Sonra sustu. Rüyası bitene kadar uyanmayacağını biliyordu.
"Riva'nın nesi var?" diye sordu Arayıcı'nın yanına gelen Bayan Haruto.
"Arada böyle oluyor. Bir süre kendinden geçiyor. Bir çeşit rüya görüyor ve her seferinde rüyasında gördükleri işimize yarıyor. Sayesinde hayatta kaldık."
"Alıp kamyonun arkasına koyalım. Sen yanında kal Arayıcı."

Bayan Haruto'nun cep terminalinden sesler çıkmaya başladı.

"Qui es?" dedi yaşlı kadın. Terminalin diğer tarafındaki ses, Arayıcı'nın anlamadığı dilde bir şeyler söyledi. Arayıcı Bayan Haruto'ya baktı.
"Haberler kötü Arayıcı. Uzay gemisi inmiş, kapakları açılmış. Bir sürü makine ve bir sürü insan iniyor."
"İnsan. Gemi düşman olduğunuz başka bir gruba mı ait?"
"İnsan olduklarından şüphemiz var. O kirliliğin içinde maskesiz dolaşıyorlar ve şimdiden iki drone'umuzu yok ettiler, bir tanesinin oralarda olduğunu biliyoruz ama görüntü alamıyoruz. Kaybedecek zamanımız yok, ilerlemeye devam etmeliyiz."

Kamyonun kasasından gelen bir kaç kişi ile birlikte Arayıcı Riva'yı bulunduğu yerden kaldırdılar. Adamlardan biri söylenmeye başladı.

"Ke sela! Karşıdan küçücük görünüyordu. Ne kadar ağırmış."

Adamlar ve Arayıcı Riva'yı kamyonun kasasına yerleştirdiler. Kamyon ve konvoy tekrar hareket etti. Bir müddet sonra Riva kendine geldi. Arayıcı baş ucunda bekliyordu. Riva ayağa kalktı.

"Onlara yardım etmeliyiz." dedi.
"Kimlere?" diye sordu Arayıcı.
"Dönerek düşen mekiktekilere."
"Ama neden? Çok tehlikeli."
"Yaşıyorlar Arayıcı. Bugüne kadar bu görüntüler, rüyalar bana hep bir şeyler anlattı, şimdi de bir şeyler anlatıyor."
"Ne gördün? Kim o insanlar?"
"İri yarı genç bir adam, yaşlı bir adamı sürükleyerek mekikten çıkardı. Yaşlı adam yaşıyordu. Ardından tekrar mekiğe girdi. Elleri arkasından bağlı hiç kıpırdamayan başka bir adamı çıkardı. Son olarak her yöne giden araçlar gördüm. Maske takmadan sislerin içinde ilerleyen adamlar ve kadınlar."
"Şimdi ne yapacağız?"
"Sen burada kal Arayıcı. Risk çok fazla."

Riva, kamyondan atladı ve koşmaya başladı. Ardından yolun dışına çıkıp, tepenin eğimli noktasından aşağı kaydı. Toz duman içerisinde gözden kayboldu. Arayıcı, kamyonun önüne ilerledi ve kasayı ön taraftan ayıran bölümde bulunan cama vurmaya başladı. Bayan Haruto, kafasını çevirdi. Arayıcı daha hızlı ve sert bir şekilde cama vuruyordu. Kamyon durdu. Arayıcı kamyonun arkasından aşağı atladı ve ön tarafa geçti.

"Riva." dedi nefes nefese. "O gitti."
"Riva gitti mi?" diye sordu Bayan Haruto.
"Evet, az önce kamyondan atladı ve gitti?"
"Nereye gitti?"
"Az önce düşen mekiktekileri kurtarmaya gitti."
"Aptal kız kendisini öldürtecek. Merkez bizden onu getirmemizi istiyor. Sebebini açıklamadılar ama önemli biri olmalı. Onu burada bırakamayız. En azından kurtarmayı denedik diyebiliriz."
"Bende bırakmam zaten. Peşinden gidiyorum."
"Dur, tamam."

Bayan Haruto cep terminalini çıkardı ve bir şeyler söyledi. Arka taraftan kamyonun yanına beş kişi koşarak geldi.

"Silahın var mı Arayıcı?"
"Evet bir tane var."
"Şunu da al." dedi Bayan Haruto ve kamyon şoförünün yanından aldığı bir silahı Arayıcı'ya attı. "Otomatik bir tüfektir. İşine yarar."
"Teşekkürler Bayan Haruto."

Arayıcı ve yanındaki beş adam koşarak yolda geri gitmeye başladılar. Ardından Riva'nın tepeden aşağı kaydığı yerden döndüler. Dik sayılabilecek yokuşta hızla kayıyorlardı. Etraf toz duman olmuştu. Arayıcı yuvarlanmamak için çaba sarf ediyordu. Eğim biraz azaldığında tekrar koştular ve sonra tekrar kaymaya başladılar. Bir süre önce geçtikleri yola kadar aşağı indiler. Arayıcı etrafına baktı. Riva'nın tam olarak nereye gittiğini bilmiyordu. Yanlarındaki adamlardan bir tanesi yolu ve yolun kenarlarını inceledi. Ardından bu taraftan diye işaret etti. Arayıcı peşlerine takıldı. Biraz daha aşağı indikten sonra ortalığı kaplayan sis ve dumandan birbirlerini zar zor görür hale geldiler. Adamlardan biri "Birbirinize yakın durun diye bağırdı." Arayıcı önünde ilerleyen adamı gözden kaybetmemeye çalışıyordu.

"Düşen mekiğe gidiyor." diye bağırdı Arayıcı. Önündeki adam durdu. Arayıcı biraz daha ilerledikten sonra hepsinin orada toplandığını gördü. Adamlardan biri cep terminalini çıkardı ve baktı.
"Bir kaç kilometre güneyde yaşayan birileri var. Mekiğin düştüğünü düşündüğümüz noktaya yakın. Kızın gittiği yer orası olmalı. Beni takip edin." dedi ve koşmaya başladı. Arayıcı ile birlikte diğer dört adamda peşinden harekete geçti.

Arayıcı, koşar tempoda gaz maskesi ile nefes almakta zorlanmaya başlamıştı. Önce ciğerleri sonra bacakları ağrımaya başladı. Önündekilerde yavaşladılar. Bir an sonra Arayıcı, gittikleri yolda oluşan izleri fark etti. Büyük bir şeyin yerde sürüklenerek açtığı izlerin üstündeydiler. Önündeki adamlar durup Arayıcı yanlarına gittiğinde tam karşılarındaki mekiği fark etti.

"Bu bizimkilerden biri." dedi en önde duran adam. Ne ile karşılaşacaklarını bilmeden yavaşça mekiğin diğer tarafına ilerlemeye başladılar. Arayıcı, Riva'nın orada olmasını umuyordu. En öndeki adam diğerlerine durmalarını işaret etti. Mekiğin yanından sessizce çıkış kapaklarının olduğu bölüme ilerledi, ardından eliyle gelmelerini söyledi. Arayıcı kapakların oraya gittiğinde yerde yatan bir adamla karşılaştı.
"Ölmüş mü?" diye sordu.
"Evet." dedi eliyle boynunu kontrol eden adam.
"Elleri bağlanmış." dedi başka biri.

Arkalarından gelen bir çıtırtı sesi ile aynı anda hepsi silahlarını o yöne çevirdi. Arayıcı'da refleks olarak döndü.

"Riva." diye bağırdı.
"Bu bizim kız." dedi adamlardan biri.
"İki tanesi yaşıyor. Yardım ederseniz onları buradan çıkartabiliriz."

Arayıcı ve adamlar Riva'yı takip ettiler. İri yarı genç bir adam, yerde yatan yaşlı bir adamın baş ucunda ayakta dikiliyordu. Kaslarını kontrol edercesine vücudunu hareket ettirdikten sonra elleriyle kafasını kontrol etti. Üzerinde tek parça bir kıyafet vardı ve göğsünde Bayan Haruto'nun adamları ile aynı ambleme sahipti. Karşısındaki adamları görünce yüzünde bir memnuniyet belirdi.

"Sizi gördüğüme sevindim." dedi genç adam.
"Fazla zamanımız yok. Bir an önce buradan çıkıp, konvoya yetişmeliyiz." dedi Arayıcı ile gelen adamlardan bir tanesi.
"Mekikten almamız gereken şeyler var. Şu fıstık kafama vurmamış olsaydı, şimdiye kadar mekiktekileri çıkarmıştım."
"Tamam. Çabuk olun. Yaşlı adam iyi mi?"
"Yaşıyor. Sadece bayılmış." dedi Riva.
"Biri bana yardım edebilir mi?" dedi genç adam. "Sen şaşkın şaşkın bakan. Benimle gel."

Arayıcı kendisine hitap edildiğini anlayınca adama doğru hareketlendi.

"Ben Arayıcı." dedi.
"Arayıcı mı? O nasıl isim? Benimkinden daha garipleri de varmış demek ki." dedi ve gülmeye başladı. "Memnun oldum Arayıcı, bana da Türk derler."













Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder