16 Ağustos 2016 Salı

Arayıcı Günlükleri - 28


Arayıcı bir gece önce çantasından çıkardığı bir kaç parça malzemeyi tekrar çantasına koydu. Riva sırt çantasını açmamıştı bile. Bacağındaki silahını kontrol etti. Şarjörü çıkartıp, çantasının yan gözünde duran tam dolu şarjörlerden bir tanesini silaha yerleştirdi. Sırt çantasını ve otomatik tüfeğini yatağının baş ucuna koydu ve yatağa oturdu. Arayıcı da tam karşısında kendi yatağına oturdu. Beklemeye başladılar. Ardından uzaklardan bir patlama sesi duyuldu. Arayıcı irkildi.

"Daha ne kadar burada bekleyeceğiz, Riva?"
"Bayan Haruto beklememizi söyledi."
"Dışarıda bir şeyler oluyor. Peşimizdeki insanlar buraya da saldırdılar. Gelip bizi buradan almalarını mı bekleyeceğiz? Kapıya gelecek kişiler Bayan Haruto ve dostları da olmayabilir."

Riva cevap vermedi. Olduğu yerde kıpırdamadan oturuyordu. Gözlerini kapattı. Bir süre sonra Arayıcı bulundukları durumdan sıkıldı. Odanın içindeki sessizlik rahatsız ediyordu onu. Ayağa kalktı ve odanın içinde bir ileri bir geri dolaşmaya başladı.

"Riva" dedi. Ama cevap alamadı. Sonra tekrar seslendi. "Riva". Riva gözleri kapalı bir şekilde, hiç kıpırdamadan olduğu yerde duruyordu. Yakınlardan silah sesleri duyuldu. Arayıcı korkmaya başladı. Bulundukları bölümün koridorunda insan sesleri arttı. Koşturan insanların ayak sesleri ve biraz bağırış çağırış. Ardından emir veren bir tonda sert bir adam sesi geldi kulaklarına. Arayıcı silahını kontrol etti. Emniyetini açtı ve kapının tam karşısında durdu.

"Riva" diye seslendi tekrardan. Yine cevap alamadı. Silah sesleri her geçen dakika yaklaşıyordu. Arayıcı kapıyı açıp dışarıda olup bitene bakmak istedi. Sonra bu fikrinden vazgeçti. Her ne kadar bir kaç kez silah ile ateş etmek zorunda kalmış olsa bile silahlar konusunda iyi olmadığını biliyordu. Ayrıca kendisi yaşayanları bulmak için eğitilmişti. Topluluklara insan kazandırmak, onları konuşarak ikna etmek için. İnsanları öldürmekte ise her zaman ona ters gelen bir şeyler vardı. Uzun yıllar dünya üzerinde çok az yaşayan insan kaldığını düşünmüştü. Herkes, her insan, her yaşam değerliydi onun için. Şimdi ise bir sürü topluluk veya koloni, adına her ne diyorlarsa, olduğunu ve buralarda sayamayacağı kadar çok insan yaşadığını biliyordu. Paylaşılabilecek o kadar çok şey vardı ki?

Alt katlardan ve onların oldukları bölüme yakın bir bölümden bir süre seri silah sesi geldi. Arayıcı düşüncelerinden kurtulup, o ana konsantre olmaya çalıştı. Riva'nın oraya geldiklerinde ona öğrettiğini yapmaya devam ediyordu. Bayan Haruto'nun yanına gidip gelmelerinde kullandıkları yolları detayları ile incelemişti. Bulundukları katı, odayı her şeyi kendince incelemişti ve tutabildiği kadar çok bilgiyi aklında tutmaya çalışıyordu. Uzun koridorun sonunda parmakla açılan kapı meydana çıkıyordu. Koridorun diğer tarafında asansörler vardı ve alt katlara inmek onları ilk tutuldukları bölüme, geldikleri yerlere götürürken, üst katlara çıkmak ise onları Bayan Haruto'nun odasının olduğu bölüme götürüyordu. Daha önce yürüyerek geçtiği koridorlarda neler olduğunu, koridorların detaylarını düşünmeye çalıştı ama aklına fazla bir şey gelmedi.

Tekrar yükselen silah sesleri ile düşüncelerinden kurtuldu.İnsanların bağırışları artıyordu. Konuşmaların kargaşasının içinden bir kaç kelime seçti. "Alt katlar, savunma, kaybediyoruz." Kulağına pek hoş gelmeyen kelimelerdi bunlar.

"Riva." diye bağırdı Arayıcı. "Kendine gel artık."

Riva yine tepki vermedi. Arayıcı kapının karşısında durmanın iyi bir fikir olmadığını düşünmeye başladı. Bayan Haruto'nun insanları değil de diğerleri onları almaya gelirse açıkta kolay bir hedef olacaktı. Etrafına bakındı. Kendi yatağını yan yatırdı ve kapının karşısına koydu. Riva'nın yatağını da kendisininkinin yanına, kapının açıldığı yönü kapatacak şekilde koyabilirdi. Riva'nın yanına gitti.

"Riva kendine gelmen lazım. Kendimizi korumamız gerekebilir." dedi. Riva'dan bir cevap alamadı. Yine o rüyalarından birinde olabileceğini düşündü. Riva'yı yataktan indirip, korunabileceği bir yere koyabilirdi. Kollarından bir tanesini Riva'nın bacaklarının altına diğerini sırtına koydu. Kucağına almayı denedi ama başarılı olamadı. Daha önce Riva'dan çok daha iri kişileri kucaklayıp taşımışlığı vardı. Ama Riva sanki bütün ağırlığını oturduğu yere vermiş ve kalkmak istemiyor gibiydi. Arayıcı bir kaç kez daha kaldırmayı denedi ve en sonunda sırtında bir ağrı hissetti.

"Riva, bir an önce kendine gelmezsen kendini öldürteceksin." diye bağırdı. Riva kıpırdamadı bile. Kapının önünden gelen sesler giderek çoğaldı. Artık silahlar odalarının bulunduğu koridorda patlıyordu. Kapının önünde birisi "Asansörü tutun." diye bağırdı. İki el silah sesi geldi. Ardından bir sessizlik oldu. Arayıcı siper olarak yan çevirdiği yatağın arkasına geçti. Silahını hazırladı ve kapıya doğrulttu. Birisi kapıya iki defa vurdu. Arayıcı hiç ses çıkarmamaya çalışıyordu. Nefesini tuttu. Kapı bir kez daha vuruldu. İçeriden ses gelmeyince kapı açılmaya başladı. Arayıcı'nın elleri terlemeye başlamıştı. Kendi kendini telkin ediyordu. Hedefi görene kadar bekle, hedefi görene kadar bekle. Kapı neredeyse bir insanın geçebileceği kadar aralanmıştı. Arayıcı'nın göğsünde biri oturuyormuş gibi bir ağırlık vardı. Alnında dolaşan bir kaç damla ter sağ gözünün yanından akmaya başladı. Ardından çok yakından tek el silah sesi geldi. Arayıcı olduğu yerde zıpladı. Kapı sonuna kadar açılıp arkasındaki duvara çarptı. Kapının duvara vurma sesi ile birinin yere düşme sesi birbirine karıştı. Açılan kapının arasından bir adam içeri düştü. Arayıcı silahını düşen kişiye doğrulttu. Yerde yatan, onlara orada rehberlik yapmaya çalışan şişman adamdı. Öylece orada duruyordu. Adamın altından yerlere yavaş yavaş kan yayılmaya başladı. Arayıcı dikkatini tekrar kapıdan gelecek tehlikelere vermesi gerektiğini düşünürken şişman adamın eli kıpırdadı. Kafasını Arayıcı'ya doğru çevirip, kolunu havaya kaldırmaya çalıştı. Arayıcı yardım istediğini anlamıştı ama yerinden kıpırdayamıyordu. Yerinden kıpırdamanın, şişman adama yardım etmenin ne kadar tehlikeli olabileceğini düşünüyor ama içinde başka bir ses ne pahasına olursa olsun şişman adamı orada bırakmaması gerektiğini söylüyordu. Gözlerini bulandıran teri sildi ve şişman adama yardım etmek için yatağın üstünden atladı. İki belki üç adımda adamın yanı başındaydı. Ayakları şişman adamın sırtından akan kanın içinde kalmıştı. Şişman adamın gözleri yarı açık durumdaydı. Dudaklarını oynattı. Konuşmakta zorlanıyordu.

"Bayan Haruto." diyebildi.

Arayıcı şişman adamı odanın içerisine çekmek için kollarını onun kollarının altına geçirdi ve ilk hamlesinde biraz hareket ettirmeyi başardı. Kapıyı kapatabilecek kadar içeri çekebileceğini düşündü. Şişman adam inledi. Gözleri fal taşı gibi açıldı. Arayıcı şişman adamı bırakıp nefes almak için ayağa kalktı. Tam karşısında siyah kıyafetler içerisinde bir adam duruyordu. Silahını Arayıcı'nın tam alnına gelecek kadar kaldırdı. Arayıcı donup kaldı, kıpırdayamıyordu. Bir an karşısındaki adamla göz göze geldiler. Sonra Arayıcı'nın sol kulağının yanından bir şey geçti. Rüzgarını hissetti, sesi kulağında çınladı. Bir an etrafındaki her şey bulanıklaştı. Kırmızı siyah bir bulanıklık. Arayıcı'nın yüzünde bir sıcaklık hissi oldu. Karşısındaki adamın koridorun duvarına çarptığını gördü. Siyah kıyafetler içindeki adamın alnının tamamı neredeyse yoktu. Duvarda yarım daire şeklinde büyük bir kırmızı leke ve dairenin altında duvara yapışmış adam duruyordu. Adam duvarda aşağıya doğru kırmızı lekeler bırakarak süzüldü. Duvar yaslanmış oturan biri gibi yerde kaldı. Arayıcı kafasını arkaya çevirdi. Riva'nın elindeki tüfeğin namlusundan hala dumanlar tütüyordu.

"Buradan hemen çıkmalıyız." dedi Riva.

Arayıcı suratındaki kanları ve beyin parçalarını eliyle sildi. Elini de kıyafetlerine sildi. Midesi bulanmaya başlamıştı. Elini kapıya silmeye çalıştı. Sonra tekrar üstüne sürdü. Elindeki kan hiç çıkmayacakmış gibi yapışmıştı.

"Yine rüyanda gördün dimi?"
"Evet" dedi Riva. "İçeri girmeyi başardılar ve çok kalabalıklar. Burayı savunamayız."
"Şu lanet rüyan olmasaydı da ben sana içeri girdiklerini söylerdim." diye çıkıştı Arayıcı.
"Gidelim buradan." dedi Riva.

Çantasını sırtına aldı. Alttan ve üstten emniyetlerini taktı. Kapıya yöneldi.

"Şişman adam." dedi Arayıcı. "Şişman adam yaşıyor."
"Bizi yavaşlatır. İkimizin onsuz kurtulma olasılığı daha fazla."
"Hayır. Onu burada bırakamayız." diye bağırdı Arayıcı.

Riva kapıya doğru yürüdü. Kapının girişinde durdu ve kafasını asansörlerin olduğu bölüme doğru çıkardı. Bir kaç oda ilerilerinde 2 veya 3 kişi asansörden gelen düşmanı tutmaya çalışıyordu. Karşılıklı atışlar, duvarlardan seken mermiler ardından biraz sessizlik ve tekrar başlayan atışlar.

"Tamam." dedi Riva. "Koruma ateşi açtığımda arkamdaki kapıya doğru koşacaksın. Peşinden ben ve bu adam geleceğiz."
"Yürüyebileceğini sanmıyorum." diye karşılık verdi Arayıcı.
"Ben taşırım. Önden git ve kapıyı aç Arayıcı."
"Onu geride bırakmak yok."
"Tamam Arayıcı. Ben ateş açar açmaz koşmaya başlıyorsun."

Anladığını belirtecek şekilde kafasını salladı Arayıcı.

"Bir, iki, üç koş." dedikten sonra Riva otomatik tüfeği ile asansör tarafını yaylım ateşine tuttu. Arayıcı tüm gücüyle, kafasını biraz önde tutarak koştu. Sanki kurşunlar vücuduna gelse ölmeyecek ama kafasına gelirse ölecekmiş gibi düşünüyordu vücudu.

Arayıcı kapıya geldiğinde açmaya çalıştı ama kapı açılmadı. Bir kaç kez daha denedi ama başarılı olamadı. Mermilerin bir kısmı sağından solundan duvarlardan sekiyordu, hemen ardından Riva'nın silahının sesi duyuluyordu. Arayıcı kendisini koridorun sonundaki başka bir koridora attı. Kafasını koridora doğru çıkardı. Riva, sol eli ile şişman adamı çekiyor, sağ eli ile geri, asansörlerin olduğu koridorun sonuna doğru ateş ediyordu. Riva ve şişman adam ilerledikçe arkalarında kırmızı bir iz bırakıyorlardı. Koridorun ilerisindeki odalarda olan adamların silahları susmuştu. Asansörden kendilerine doğru bir kaç silah sesi daha geldi. Riva ve şişman adam Arayıcı'nın yanına ulaştılar. Riva adamı sırtından kucaklayıp kapıya doğru kaldırdı. Adam parmağını güçlükle kapının yanına uzattı ve kapı açıldı. Bir kaç kurşun Riva'nın sırt çantasından içeri girdi.

"Arayıcı koş. Dışarı çık." dedi Riva. Arayıcı hızla kapıdan geçti. Peşinden Riva ve kucağında şişman adam geldi. Riva kapının kapanması için bir düğmeye bastı. O sırada otomatik silahlardan yaylım ateşi başladı ve kapı kapandı. Riva şişman adamı duvar yasladı. Cam kubbeli büyük meydana çıkmışlardı. Şişman adam bir şeyler mırıldandı. Arayıcı onu duyabilmek için eğildi.

"Bırakın. Beni bırakın."  diyebildi. Sonraki kelimeleri giderek daha da kısık ses ile çıktı. "Bayan Haruto'yu bulun."

Etrafta bir sürü araç vardı. Meydandakilerin bir kısmı karmaşa içerisinde sağa sola gitmeye çalışırken, bir kısmı tek bir yöne ilerliyordu.

"Çıkış şu tarafta." dedi Riva. "Bayan Haruto'yu son gördüğümüz yerde bu tarafta."
"Bayan Haruto'yu bizden önce birileri götürmüştür belki?"
"Fazla vaktimiz yok Arayıcı. "
"Yine de şansımızı deneyelim Riva. Bize yardım edebilecek biri varsa o da Bayan Haruto'dur."
"O zaman koş Arayıcı."

Arayıcı Bayan Haruto'yu son gördükleri yöne doğru koşmaya başladı. Hemen arkasında Riva koşuyordu. Bir süre sonra yan yana geldiler. Etrafta son sürat ilerleyen bir kaç araç onlara çarpmamak için sert manevralar yaptılar. Bir tanesi Arayıcı'nın hemen dibinden geçti. Riva Arayıcı'yı kolundan tutup sağ tarafa doğru çekti. Bir kaç dakika sonra Bayan Haruto'yu gördükleri son yer olan bahçeye girdiler. Bitkilerin arasında Bayan Haruto duruyordu. Sanki bıraktıkları yerden hiç kıpırdamamış gibi bir hali vardı. Gözlerindeki yaşları saklamıyordu. Arayıcı daha hızlı koşarak Bayan Haruto'nun yanına gitti.

"Bayan Haruto." dedi ve kolunu tuttu. Yaşlı kadın kıpırdamadı bile. Arayıcı daha sert bir şekilde kadının kolunu salladı. "Bayan Haruto." Yaşlı kadın kızarmış gözleriyle Arayıcı'ya baktı.
"Bayan Haruto buradan gitmeliyiz. Yakında meydana kadar çıkacaklardır."
"Neden?" dedi yaşlı kadın. "Neden burası? Neden?"
"Sizi anlıyorum ama gerçekten gitmeliyiz." dedi Arayıcı, yaşlı kadına. Riva kadını kucakladı ve bahçeden çıkardı. Bayan Haruto'yu gören büyük tekerlekli bir kamyon tam önlerinde durdu. Kamyonun kasasındaki bir kaç adam Bayan Haruto'yu kasanın içine aldı. Ardından Riva ve Arayıcı'nın kamyona çıkmasına yardım ettiler. Kamyon son sürat ilerliyordu. Önlerine çıkan bir kaç şeye çarptılar, kamyon sarsıldı. Kamyona çıkmalarına yardım eden adamlar gaz maskelerini yüzlerine geçirdi. Başka bir maskeyi Bayan Haruto'ya taktılar. Ardından Riva ve Arayıcı'ya birer tane uzattılar. Arayıcı kafasına geçirdi. Riva kibarca reddetti ve boynunda duran bandanasını ağız ve burnunu örtecek şekilde yukarı çekti. Kısa süre sonra kamyon cam kubbenin altından çıktı. Artık tamamen dışarıdaydılar.

Bayan Haruto yaşlı gözlerle arkalarında bıraktıkları toz bulutuna ve onun da ötesindeki kubbeye bakıyordu. Kubbenin camlarından gelen kırılma sesleri belli belirsiz duyuluyordu. Kubbenin içinde çatışma devam ediyordu. Önlerinde ise belli belirsiz başka araçlar vardı. Bir müddet sonra hepsi aynı yöne gittikleri için araçlar toparlanmaya başladı. Önlerinde ufak bir konvoy oluşmuştu. Arkalarına da bir kaç araç takıldı. Bütün konvoy sessizlik içerisinde ilerliyordu.

Havanın kararmaya başlaması ile görüş mesafeleri arttı. Gökyüzü belirginleşti. O sırada yanlarındaki adamlardan bir tanesi parmağı ile gökyüzünde bir şeye işaret etti.

"Meteor yağmuru." dedi adam. Gökyüzünde ışıklar ortaya çıkıyor. Bir müddet parlıyor ve sonra yok oluyordu.

Bayan Haruto sessizliğini bozdu.

"Meteor yağmuru değil." dedi. "O yok olanlar bizim veya onların mekikleri. Çatışma sadece burada başlamadı, yukarıda da başladı."

Ara sıra birer ikişer parlamalar oldu. Bir süre hiç bir hareketlilik görülmedi gökyüzünde. Ama sonra aynı anda onlarca ışık parladı. Ardından büyük bir ışık demeti gökyüzünü yararcasına belirdi. Işık daha da parlaklaştı ve süreklilik kazandı. Ardından siyah bir bulut gökyüzünün lacivertini gizledi. Konvoy durmuştu. Herkes gökyüzüne bakıyordu. Devasa bir uzay gemisi herkesin görüş alanındaydı.

















Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder