23 Haziran 2016 Perşembe

Arayıcı Günlükleri - 26


Bölge Sorumlusu Akari Haruto yeni gelen misafirlerini karşılamak için karantina bölümüne indi. Cam ile çevrili odaların olduğu koridora girdi ve sonlara doğru kapısında yeşil ışık yanan odanın önünde durdu. İçerideki genç adama ve ondan az daha büyük gösteren genç kadına baktı. Onlarda, kendisinin ve kardeşinin tamda karşısında duran gençlerin yaşlarındayken "Onikiler"in eline düştüğü zamandaki hallerini gördü. Kendi durumlarından biraz farklıydı bu gençler. Kız daha sakin ve mücadeleci, erkek ise daha korkmuş bir vaziyetteydi. Daiki, hiç bir şeyden korkmazdı diye düşündü, korkak olan bendim her zaman. Genç adamın durumunu Akari herkesten daha iyi anladığını biliyordu. İkisine birden tekrardan baktı. Bir tehdit altında olmadıklarını güvende olduklarını bir an önce açıklamalıydı. Bunun için doğru bir başlangıç cümlesi aradı ama aklına ilk gelen sadece merhaba oldu. Belki bir kaç dilde söylerse ve onların bildiği bir tanesine denk gelirse en azından adım atmış olabileceğini düşündü. İngilizce, Almanca, İspanyolca, Japonca ve Mars Kolonisi'nin kendi arasında geliştirdiği dilde merhaba dedi gençlere. Akari bütün bu dillerde merhaba derken, genç kadının yanındaki adama bu dillerin hangi diller olduğunu söylediğini fark etti. Ama son merhaba'yı söyleyememişti. Akari istemsizce gülümsedi. 

"İyi geceler, ben bu bölgenin sorumlusu Akari Haruto. Kolonimize hoşgeldiniz." dedi. Genç kadın ve adam sadece suratına bakıyorlardı. Kadın tepkisizdi ve adam da rahatlamış gözükmüyordu. Akari giriş cümlesinin iyi bir başlangıç olmadığını düşündü. Bir dahaki sefere başka bir şekilde başlamayı aklının bir kenarına yazdı.

"Size kesinlikle zarar verilmeyecektir. Burada bulunan insanlar için bir tehdit oluşturmayacağınızı anlamak için kan örneklerinizi aldık. Üzerinize sıkılan gaz ise dezenfekte olmanız içindi. Eğer bulaşıcı bir hastalık taşımıyorsanız bize katılabilir veya yolunuza devam edebilirsiniz. Tamamen özgürsünüz. Şu an bulunduğunuz durumun tedbir amaçlı olduğunu anlarsınız umarım."

"Ne zaman çıkabiliriz?" dedi genç kadın.
"Testler sonuçlanır sonuçlanmaz. O zamana kadar rahat etmeniz için ne gerekiyorsa yapılacaktır. Aç olduğunuzu düşünerek size güzel bir yemek hazırlatıyorum. Bu arada isimlerinizi öğrenebilir miyim?"
"Ben Riva, bu da Arayıcı." dedi genç kadın.

Akari gülmeye başladı. Genç adam durumdan rahatsız olmuşçasına önündeki cama doğru bir kaç adım attı. "Komik olan nedir?"

"Üzgünüm." dedi yaşlı kadın. "Arayıcı gerçek bir isimden çok bir lakap gibi duruyor. Ayrıca daha önce gördüğüm Arayıcı'lara hiç benzemiyorsun. Kendi dilini bilmeyen bir Arayıcı, insela." 

Arayıcı şaşırmıştı. Karşılarında duran yaşlı kadın daha öncede Arayıcı'lar görmüştü. Bunların kendi topluluğundan olup olmadığını merak etti. 

"Daha önce başka Arayıcı'lar ile karşılaştınız mı?" dedi merakına yenik düşerek. O sırada yaşlı kadının geldiği yönden sesler duyuldu.
"Ah, yemekleriniz geldi. Önce karnınızı doyurun, test sonuçları da çok geçmeden çıkar. Sonra isterseniz bol bol konuşuruz." dedi yaşlı kadın. Yemeğin geldiği yöne döndü ve gitti.

Akari, ofisine geçti. Kapının hemen yanındaki masada duran metal kaplardan bir tanesinin kapağını açtı. İçerisinden bir kaç yaprak yeşil çay aldı ve kupasının içine attı. Su ısıtıcısının düğmesine bastı. Odanın içinde bir kaç tur attıktan sonra ısıtıcının sesini duydu. Sıcak suyunu kupasına boşalttı ve su buharı ile birlikte çıkan kokuyu içine çekti. Küçük kardeşi ile birlikte oldukları zamanları, kendisinin küçük kurtarıcısını düşündü. En son babaları yanlarındayken birlikte çay içmişlerdi. Onda da Daiki ile fazladan bir bardak için kavga ettiklerini hatırlıyordu. Zor günlerdi ama güzelmiş diye düşünürken cep terminaline gelen mesaj sesiyle irkildi. Elindeki kupayı masasına bıraktı ve mesajın içeriğini görmek için cep terminalini çıkardı. Mesaj gençlerin kan tahlili sonuçlarının hazır olduğunu söylüyordu.  Detayları görmek için ekrana dokundu. Genç adamın sonuçları temizdi ancak genç kızın kanında ufak bir sorun vardı. Kan grubu belirlenememişti. Akari, daha detaylı bir tarama yapılıp yapılamayacağını soran bir mesaj yazarak tıbbi birime gönderdi. Çayından bir yudum daha aldı. Terminali tekrar öttü. Cevap çabuk gelmişti. Ellerindeki imkanlar ile daha detaylısını yapamıyorlardı. Bulaşıcı hastalık riski taşıyor mu, diye sordu bir sonraki mesajında. Bir müddet sonra tıbbi birimden tekrar mesaj geldi. Bazı anomalilerin mevcut olduğunu ve ancak bilinen türde hastalıklar açısından sorun oluşturmadığını yazmışlardı. İkisinin de örneklerinin koloni merkezine gönderilmesini bildirdi ve ardından karantina bölümünü aradı.

"Tahlillerde bir sıkıntı yok. Yemeklerini bitirdikten sonra benim yanıma getirebilirsiniz." dedi karşısındaki genç askere. Akari, masasının arkasına geçti ve koltuğuna oturdu. Çayını son damlasına kadar içti. Ardından gözlerini kapatıp biraz dinlendirmeye bıraktı. Kapı iki defa vurulduğunda hala huzur içerisinde gözlerini dinlendiriyordu.

"Hein ann." dedi yaşlı kadın. Kapı yavaşça açıldı. Refakatçi asker Riva ve Arayıcı'yı getirmişti. Asker iki misafiri odaya aldıktan sonra hızlı adımlarla odadan çıktı ve kapıyı kapattı. İlk söz her zamanki gibi Akari'den gelecekti.

"Hoşgeldiniz, gençler." dedi yaşlı kadın. Genç adam ve kadın hiç bir şey söylemeden yerlerinde oturuyorlardı. Genç adam göz ucuyla yanındaki kadına bakıyor, ne tepki vereceğini anlamaya çalışıyordu.
"Öncelikle ben kendimden ve buradan bahsedeyim. Sonra isterseniz, siz de kim olduğunuzdan, nereden geldiğinizden ve bundan sonra ne yapacağınızdan bahsedebilirsiniz.
Benim ismim Akari. Bu yerleşim biriminin sorumlusuyum. Burası "Onikiler"in sınırına en yakın bölgedeki koloni tesisidir. Geldiğiniz yönden anladığımız kadarıyla zaten "Onikiler"in adamlarıyla tanışmış olmalısınız. Tesisimiz bundan yüz yıl önce yenilenebilir enerji kaynaklarıyla donatılmış, kendi içerisinde her ihtiyacını karşılayacak şekilde yapılandırılmıştır. Yani burada olduğumuz sürece dışarıdan neredeyse hiç bir şeye ihtiyaç duymuyoruz. Ayrıca bu bölgede fazla fazla yetiştirdiğimiz "kinoa" bitkisini koloniye gönderiyoruz. Burada ufak bir topluluğuz. Bir çoğumuz sağdan soldan buraya geldik, bir kısmımız ise koloniden buraya gönderildi. Anlayacağınız kapımız, bu bölgeye yolu düşen ve kalmak isteyen herkese açık, gitmek isteyenleri de zorla tutmuyoruz."

Arayıcı şaşkın bakışlarla yaşlı kadının anlattıklarını dinliyordu. Genç kadın ise ifadesiz bir şekilde oturuyordu. Arayıcı'nın bakışlarına cevap vermek isteyen yaşlı kadın sözlerine devam etti.

"Bu aşamada anlamadığınız, anlam veremediğiniz bir çok şey olabilir. Önemli değil, zamanla anlayacaksınız." dedi.

Arayıcı kadının söyledikleri ile kafasındakileri birleştirmeye çalışıyordu. Onların "Hordaura" dediklerine bu topluluktakiler "Onikiler" diyordu. Tıpkı kendi toplulukları gibi onlarda burada bir yaşam alanı kurmuşlardı ama yaşlı kadının koloni dediği bir yere bağlı gibiydiler. Hatta kendi bitkilerini onlara gönderiyorlardı. Arayıcı, kendi toplumunun bazı mevsimlerde hiç bitki yetiştiremediğini, bir önceki hasattan depoladıklarını tükettikleri dönemleri düşündü. Burada o kadar çok bitki yetiştirebiliyorlardı ki, başkalarına da gönderebiliyorlardı. Koloni dedikleri yer buradanda büyük olmalıydı. Çok daha büyük, çok daha gelişmiş bir yaşam alanı. Devasa bir bina hayal etti Arayıcı. Belki Riva ile yolları ayrılırsa yaşlı kadının koloni dediği yere gidebilirdi. Merakına daha fazla dayanamadı.

"Koloni nerede?" diye sordu yaşlı kadına. Yaşlı kadın gülümsedi.
"Koloni tam olarak bir yer değil." dedi Akari. "Koloni bundan yaklaşık 150 yıl önce mars'a giden ilk yerleşimcilere verilen isim. Mars'a yerleşip orada yeni bir hayat kurmanın yollarını arayacaklardı. İlk gidenler bir şeyler başardıkça daha çok insan gönderildi, daha çok araştırma yapıldı ve zamanla orada yerleşik bir hayata geçildi. Burada işler kötüleştikçe mümkün olduğu kadar insan oraya gönderildi. Böylece insanoğlu mars'ı ikinci evi yapmak için en temel adımları atmış oldu."

Arayıcı yine yaşlı kadının lafını kesti.

"Mars neresi?"
 "Bir gezegen." dedi Riva. Odaya girdikten sonraki sessizliğini bozarak. Arayıcı bir kez daha şaşırmıştı. Yolculukları boyunca Riva'nın anlattıkları ve dijital camda bulabildikleri bilgiler ile bir sürü şey öğrenmişti ama bulundukları dünya dışında bir yerde insanların yaşayabiliyor olduğunu öğrenmek Arayıcı için biraz fazla olmuştu.

"Evet bir gezegen." diye devam etti yaşlı kadın. "Bir süredir o gezegende yaşayabiliyoruz ve daha fazla insanın orada yaşayabilmesi için gerekli tüm çalışmaları yapıyoruz. Kendi dünyamız, daha önce hiç olmadığı kadar sona yakın gözüküyor. Artık dünyamızda hava kirliliği yaratacak pek fazla şey kalmamasına rağmen, var olan kirlilik düzelmiyor. Bitki ve ağaç populasyonu giderek azalıyor. Son 50 yılda bir çok hayvanın neslinin tükendiğini düşünüyoruz. Ortalıkta dolaşan bir sürü türün ise nesli tükenmek üzere. Burada kalan insanların bir bölümü ve mars kolonisi olarak dünyayı kurtaracak her türlü çalışmayı yapmaya devam ediyoruz."

Yaşlı kadının sözleri cep terminaline gelen mesaj ile bölündü. Mesajı kontrol etmek için masasının üstünde duran terminali eline aldı. Hızlıca mesajı okuduktan sonra tekrar Arayıcı ve Riva'ya baktı.

"Takip edilmişsiniz gençler." dedi.
"Hordaura'lar." diye mırıldandı Arayıcı.
"Merak etmeyin, aramızdaki anlaşma gereği sınırın bu tarafına hiç geçmemiş olmaları gerekirdi. Öncelikle iletişim kurmayı deneyeceğiz. Geri dönerlerse ne ala. Dönmezlerse kendimizi savunuruz."
"Bizi istiyorlar. Onların bölgesinden geçerken, şey." Arayıcı bir an duraksadı. Riva'ya baktı ve sözlerine devam etti. "Riva bir kaçını öldürmüş olabilir."
"Önemli değil. Artık bizimlesiniz ve sizi onlara vermeyeceğiz."

İki gencin kaçışı, yaşlı kadına yine kardeşini hatırlatmıştı. Daiki, ablasına bir şey olmasın diye "Onikiler"e katılmış ve onların askeri olmuştu. Daha sonra Akari ve yanındaki bir grup insanın sınırın mars tarafına geçmesine yardımcı olmuştu. Akari ve yanındakiler Mars tarafına geldiklerinde,  peşlerinden gelenlerden yada geleceklerden korkmuş bir vaizyette, tıpkı şu an karşısında duran gençler gibiydiler. Mars kolonisi onlara sahip çıkmıştı, koloni bölgesine ulaşabilen diğer herkese yaptıkları gibi. Akari'de kendi bölgelerine gelen herkese yardım ediyor, misafirleri için yapılması gereken ne varsa onu yapıyordu. Uzun zamandır ilk defa "Onikiler" in adamları sınırın kendilerinin olmayan tarafına geçiyor ve koloni üssüne kadar geliyorlardı. Gençlerin kaçışı olaylı gerçekleşmiş diye düşündü. Ardından gözlerini cep terminaline çevirdi. Öncelikle iletişim seçeneklerini denemeyi, karşı taraftan bir saldırı olmadıkça saldırıya geçilmemesi gerektiğini mesaj olarak gönderdi. Dikkatini tekrardan gençlere verdi.

"Birazda sizi dinleyelim gençler. Kimsiniz, nereden geliyorsunuz, neler yaparsınız?"

Arayıcı söze başlayacağı sırada Riva sandalyesinde sarsıldı ve gözlerini kapadı. Arayıcı işte yine oluyor diye mırıldandı.

"Ne oluyor?" dedi, Arayıcının söylediklerini güçlükle duyan yaşlı kadın.
"Riva." dedi Arayıcı. " Bazen böyle donup kalır ve bazı rüyalar görür. Bana anlattıkları hep işimize yarayan bilgiler olmuştu. Birazdan kendine gelir."
"Bir çeşit trans durumu sanırım. Tıbbi yardım gerekiyor mu, hemen haber vereyim ve buraya gelsinler."
"Hayır, bugüne kadar hep geri döndü, hem de hiç bir şey olmamış gibi."

Arayıcı Riva'nın omzuna elini koymuş rüyasının geçmesini bekliyordu. Şaşırma sırası yaşlı kadındaydı. Tüm dikkati ile olanları izliyordu. Bir müddet sonra Riva gözlerini açtı.

"Siyah kıyafetler. Beş kişiler, tam olarak buradakilerin bizi durdukları yerde bekliyorlar."

Riva cümlesini bitirdikten hemen sonra Akari'nin cep terminaline bağlantı talebi geldi. Tam da zamanıydı diye düşündü, bağlantı talebini kabul etti.

"Tam da zamanıydı. Yine ne var?" diye sordu ekranda beliren askere.
"Bayan Haruto, az önce tam üstümüzden bir drone geçti."
"Onikilere mi ait?"
"Hayır efendim. Bize ait gibi duruyor ama bizim drone'lardan göreve çıkartılan yok ve bizim operatörler kullanmıyor."

Yaşlı kadın daha da şaşırıyordu.

"Asker, Onikilerin adamları, kaç kişiler?"
"5 kişiler efendim."
"Şu an tam olarak neredeler?"
"Eski meydanda efendim. Drone kısa süreli bir paniğe neden oldu ama toparlandılar. Oraya kamp kuracaklar gibi gözüküyor."

Tam olarak gençleri aldığımız yer, bu ikili giderek ilginçleşiyor diye düşündü Akari.

"Tamam" dedi cep terminalindeki askere. "Önceki emirler geçerli. İlk ateş açan siz olmayacaksınız."
"Peki, Bayan Haruto." dedi asker ve görüşmeyi sonlandırdı.
"Burada güvendesiniz gençler. İstediğiniz kadar kalabilirsiniz. Kapımızdakileri de dert etmeyin. Hepsininin icabına bakacak gücümüz var. İsterseniz size kalacağınız yerleri göstereyim. Hem biraz dinlenirsiniz, hem de ne yapacağınıza karar verirsiniz."
"Teşekkürler" dedi Riva. Arayıcı da aynı fikirde olduğunu belli edecek şekilde kafasını salladı.

Akari önde Arayıcı ve Riva arkasında hep birlikte odadan çıktılar. Koridorun sonunda bir asansör kapısının önünde durdular. Akari bir düğmeye bastı ve bir kaç saniye sonra asansör bulundukları kata geldi. Asansörün kapıları açıldığında içeride gülen bir suratla bekleyen kısa boylu şişman bir adam ile karşılaştılar.

"Danışmanımız sizi odanıza yerleştirecek. Herhangi bir şeye ihtiyacınız olursa size yardımcı olacaktır. İstediğiniz zaman ona ulaşabilirsiniz. Şimdilik iyi geceler gençler."
"İyi geceler" diye karşılık verdi Riva, ardından Arayıcı aynı şekilde.
"Bu arada yarın çevreyi görmeden ne yapacağınıza karar vermemenizi tavsiye ederim."
"Bayan Haruto haklı. Buradan daha güzel bir yer bulacağınızı hiç sanmıyorum." diye söze girdi şişman danışman.

Asansörün kapısı kapanırken, Akari de odasına doğru yürümeye başladı. Aklında yüzlerce soru vardı. Bugüne kadar dışarıdan gelen hiç bir insanın bir drone ile iletişime geçtiğine şahit olmamıştı. Hem de kendi drone larından bir tanesi. Ekiplerinde bir kaç biyonik parça takılmış ve marstan gelmiş insanlar vardı ama hiç birisi Riva'nın yeteneğine sahip değildi. Ayrıca bu gençler koloniye ait drone'u nereden bulmuşlardı? Merkeze ve bütün istasyonlara bir mesaj geçmeliyim diye not etti aklının bir köşesine. Kayıp drone'u olan bir istasyon varsa, bu gençler hakkında bilgileri de var demektir diye düşündü. Akari odasına girdi ve mesaj yazmak için cep terminalini büyük ekrana yönlendirdi. Masasının üstünde sanal klavyenin ışıkları belirdi. Mesajını yazmaya henüz başlamıştı ki, büyük ekranda bağlantı talebi belirdi. Merkezden arıyorlardı. Akari bağlantıyı kabul etti.

"Bayan Akari Haruto, ben merkez istasyon sorumlusu Ekon Iwu. Öncelikle iyi geceler dilerim."
"İyi geceler, Bay Iwu."
"Gecenin bu saatinde rahatsız ettiğim için üzgünüm. Ancak konu önemli."
"Sizi dinliyorum Bay Iwu."
"Az önce elimize ulaşan bilgilere göre istasyonunuza genç bir kadın ve bir erkek gelmiş. Onların güvenli bir şekilde buraya, merkeze getirilmesi gerekiyor."
"Ne zaman gelmeliler Bay Iwu. Çok yorgun gözüküyorlar, biraz dinlenmeye ihtiyaçları var gibi."
"Mars'tan onları almaya gelen bir ekibimiz var. Tahmini varış zamanları beş gün. Bu durumda beş gün içerisinde burada olmaları çok iyi olacaktır."
"Peki Bay Iwu. Yarın gerekli çalışmayı yapıp, ertesi gün yola çıkmalarını sağlarız."
"Teşekkürler Bayan Haruto."
"İyi geceler Bay Iwu." dedi yaşlı kadın ve görüşme sonlandı.

Merkezin gelenlerden bu kadar çabuk haberi olmasına şaşırmıştı. Çok ilginç bir gece oluyor diye düşündü. Yarın ilk iş bir ekip oluşturmak olmalı diye not aldı aklına. Sonra da gençleri merkeze, "Kıyamet Günü Ambarı"na göndeririz.












Tepkiler:

2 yorum:

  1. Cem C bey selamlar. İyi olup olmadığınızı merak ettim. Yazılarınıza hiç bu kadar ara vermemiştiniz. Malum memleket yangın yeri... :( Umarım herşey yolundadır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginiz için çok teşekkür ederim. En kısa sürede 27. bölüm gelecek, merak etmeyin.

      Saygılarımla

      Sil