3 Haziran 2016 Cuma

Arayıcı Günlükleri - 24


Kurumuş toprağın üzerinde ve sislerin içinde Riva motosikleti son hızla kullanıyordu. Arayıcı Riva'nın beline sarılmış, kafası sırtında düşmemeye çalışıyordu. "Hordaura"'ların arasından geçmelerinin ve neredeyse tamamını öldürmelerinin üzerinden çok fazla zaman geçmemişti. Arayıcı ilk defa bu kadar uzun süreyi gaz maskesi içerisinde geçiriyor ve artık kendisini iyi hissetmiyordu. Maskenin dışında nefes almaya ihtiyacı vardı ancak Riva'nın durmaya niyeti yok gibiydi. Onlarca kişinin hayatına tek başına son verdikten sonra Riva hiç duraksamadan motora atlamış ve sürücü bölümüne geçmişti. O andan itibaren hiç gaz kesmeden devam ediyordu. Sislerin içerisinde hiç bir engelle karşılaşmadan, hiç bir engele takılmadan ilerliyordu.

Görüş mesafesi çatışmadan sonraki süre boyunca giderek artmıştı. Bu Riva'nın işini daha da kolaylaştırıyor olmalı diye düşündü Arayıcı. Gaz maskesi kullanmadığı içinde onun hissettiklerini hissediyor olamazdı. Arayıcı, maskenin içinde nefesinin sıcaklığı ile bunalıyor ve kendisine ulaşan havanın azaldığını düşünüyordu. Artık dayanamayacağını düşündüğü noktada Riva'nın sağ kolunu sıktı.

"Riva, durmalıyız."

Sesi nefes alış verişlerinin arasından bir uğultu gibi çıkmıştı. Riva'nın söylediklerini anlamadığından emindi, kendisi bile anlamamıştı. Riva, bir şeyler duyduğunu yada kolunu sıktığını belli edecek şekilde kafasını sağa doğru çevirdi. Arayıcı söylediklerini duymuş olmasını, daha da önemlisi anlamış olmasını ümit etti.

Motosiklet giderek yavaşladı ve sonunda durdu. Önce Arayıcı ardından Riva motosikletten indiler. Arayıcı sanki kilometrelerce mesafeyi koşmuş gibi, göğsünün her nefes alıp verişte yandığını hissediyordu. Dizlerinin üzerine çöküp kaldı. Riva ise motordan iner inmez geldikleri noktaya döndü ve dikkatlice izlemeye başladı.

"Takip edilme belirtisi yok."

Bu iyiye işaret sayılırdı. En azından gaz maskesini çıkartabileceği yüksek bir yer bulup, biraz dinlenebilirlerdi.

"Riva, maskeyi çıkartabileceğim bir yer bulmalıyız. Çok uzun süre bunun içinde kalmak iyi hissettirmiyor." dedi Arayıcı nefes sesleri arasından.

"Takip edilme belirtisi yok. Ama izimizi rahatlıkla sürebilirler. Geldiğimiz mesafe yeterli değil. Bize yetişme olasılıkları yüzde doksan."
"Saklanacak bir yer bulabiliriz belki. En azından kendimi iyi hissedene kadar."
"Önümüzde görebildiğim bölge sadece düzlük, Arayıcı. Devam etmek en iyi seçenek."
"Peşimizde birileri olup olmadığını bile bilmiyoruz. Sonsuza kadar bu şekilde kaçamayız. Nefes almakta zorlanıyorum ve sabahtan beri hiç bir şey yemedim. Biraz daha dayanabilirim sanırım ama ilk bulduğumuz yerde duralım artık."
"Anlaşıldı Arayıcı. Kuzeye devam edelim." dedi Riva. O anda Arayıcı'nın aklına, daha önce yaşayan insanları bulmak için kullandığı cihazı geldi. Ev dediği yerden ayrılırken yanına almıştı ve kullanmayı hiç düşünmemişti. Şimdi belki çevrede yaşayan birilerini tespit edip, o bölgeye yönelebilirlerdi. Sırt çantasından cihazını çıkardı ve açtı. Cihaz açıldıktan sonra hiç bir şey olmadı. Arayıcı arama mesafesini maksimuma çıkardı. Bir kaç saniye sonra cihaz Kuzey-Batı yönünden sinyal vermeye başladı.

"Riva" dedi Arayıcı. "Kuzey-Batı yönünde yaşayan birileri var. Maskesiz nefes alabileceğim bir yer olabilir."
"Güvenli değil."
"Yemek yemeden ve zar zor nefes alıyorken günlerce yola devam etmekte güvenli değil."
"Tamam Arayıcı. Kuzey-Batı yönüne devam edeceğiz. Mümkünse başka insanlarla temas kurmadan. Yüzde elli ihtimalle bize zarar vermek isteyeceklerdir."
"Ama yüzde elli ihtimalle de bize yardımcı olurlar. Hiçliğe sürmektense, bir yerlere varacağımız kesin olan ve yüzde elli ihtimalle bize zarar vereceklerin arasında bir yere sürmeyi tercih ederim. Hem yeterince cephanemiz var, kendimizi koruyabiliriz."
"Tamam Arayıcı. Cihazının tespit ettiği noktaya gidiyoruz."

Riva motosiklete bindi. Arayıcı arkasına oturdu ve tekrardan Riva'ya sarıldı. Riva motosiklete bir kaç defa gaz verdikten sonra vitesi değiştirdi ve hareket etmeye başladılar. Riva süratini arttırmaya başladı. Motosikletin panelindeki hız göstergesi ulaşabileceği son noktaya yaklaşırken, motosiklet sallanmaya başladı. Önce sol tarafa doğru ilerledi, ardından iki yana dengesiz bir şekilde yatmaya başladı. Arayıcı Riva'nın kolunu sıkıyor ancak tepki alamıyordu. Riva'ya biraz daha sıkı sarılmasıyla motorun taklalar atması bir oldu.

Arayıcı gözlerini açtığında Riva başında oturuyordu. Arayıcı kalkmak için bir hamlede bulundu ancak Riva tarafından engellendi.

"Bir süre daha yatsan iyi olur. Kendini toplamalısın."
"Ne oldu?" diyebildi Arayıcı zor nefes alırken.
"Yine bir rüya. Rüya bittiğinde bende yerdeydim."
"Peki, işe yarayan bir rüya mı?"
"Peşimizde. 5 kişi ve silahları var."

Arayıcı kendisini biraz daha iyi hissedip kalkmaya hazırlandığında bir uğultu duymaya başladı. Artık bu sesi tanıyordu. Riva'nın meleğim dediği, uçan X yaklaşıyordu. Uğultu sesi arttı ve uçan X Riva ve Arayıcının tam üstlerinden geçti. Arayıcı yattığı yerden vücudunun üst kısmını kaldırdı. Oturduğu yerden uçan X'i bir müddet izledi.

"Riva. Kuzey-Batı'ya gidiyor."
"Evet. Biz de o tarafa gideceğiz."

Riva tekrar motora atladı ve çalıştırmak için marş pedalına tüm gücüyle bastı. Sonra tekrar ve tekrar. Motosikletin çalıştığına dair hiç bir belirti yoktu. Riva bir kaç saniye bekledi. Marş pedalına yine yüklendi. Arayıcı kendini toparlayıp ayağa kalktı. Riva hala motosiklet üzerinde uğraşıyordu.

"Sanırım bozuldu." dedi Arayıcı.
"Büyük ihtimal."
"Tamir edebilir misin?"
"Evet. Ama o kadar zamanımız yok. Ayrıca etrafımızda saklanabileceğimiz yada bir tuzak kurabileceğimiz hiç bir yer yok. Burada bizi avlamaları çok kolay olacaktır."

Arayıcı, Riva'nın analizlerine ve ihtimallerine güvenmeyi öğrenmişti. Birlikte geçirdikleri zamanda Riva'nın yüksek ihtimali olduğunu söylediği şeyler, gerçekten oluyordu. O, orada avlanabileceklerini söylüyorsa, avlanırlardı. Arayıcı Riva'nın yanına gitti.

"Aracı burada bırakalım ve kendimize güvenli bir yer bulalım. Eğer peşimizdekileri atlatabilirsek, gelir alırız. Hem belki yaşam belirtisi olan bölgede başka bir araç buluruz."
"Tamam, meleğimi takip edelim."

Arayıcı, attıkları taklanın etkisiyle etrafa dağılan eşyalarını toplamaya başladı. Riva hızlıca motosikletin güç kaynağını söktü ve çantasına attı. Bacağına bağladığı silahlarını kontrol etti ve emniyet kilitlerini açtı. Yerden otomatik tüfeğini alarak sırtına yerleştirdi.

"Hadi gidelim." dedikten sonra Riva yola çıkmıştı bile. Arayıcı da peşine takıldı. Zaten zar zor nefes alabildiği gaz maskesi ile bir de yürümek Arayıcı'nın işini kolaylaştırmıyordu. Cebinden terminalini çıkardı ve kontrol etti. Sinyal aldığı nokta hala yanıp sönüyordu. Aralarında bir kaç kilometre mesafe kalmıştı. Eğer Riva'nın temposu ile yürümeye devam ederlerse peşlerindeki adamlar onlara yetişemeden hedeflerine ulaşabilirlerdi.

Bir müddet yürüdükten sonra Arayıcı, Riva'dan bir mola istedi. Gaz maskesinin alt tarafını biraz araladı ve çantasının içinden omzunun üstüne uzanan minik hortumu ağzına götürdü. Bir süre su içtikten sonra hortumdan sesler çıkmaya başladı.

"Riva." diye tekrarlardı bir kaç kez Arayıcı. Ardından ufak bir sessizlik oldu. Riva Arayıcı'ya baktı. "Sanırım suyumuzda bitti."
"Yaklaştık." diye cevap verdi Riva.

Biraz daha hızlı adımlarla yürüdükten sonra Riva yavaşladı ve aniden durdu. Arayıcı yanına geldi. Riva gözlerini uzaklara, gökyüzüne dikmişti.

"Görüyor musun?" dedi ve eliyle işaret etti. Arayıcı Riva'nın işaret ettiği yere doğru baktı. Ama havanın neredeyse karardığı bir zamanda pek bir şey görmesi mümkün olmadı.
"Hayır."
"Dikkatli bak."

Arayıcı gözlerini kısarak daha dikkatli bakmaya çalıştı. Gökyüzünün grisinin arasında hareket eden iki siyah nokta seçebildi.

"İki siyah nokta."
"Meleğim ve ondan bir tane daha." dedi Riva.

Arayıcı cihazını çıkardı. Tekrar kontrol etti. Yaşayan birilerinin olduğunu gösteren cihazı önlerindeki bölgeyi çember içine almış ve çember yanıp sönüyordu.

"Burası olmalı. Cihaz yaklaşık olarak konum belirliyor. Çok yakında yaşayan birileri var."
"Dikkatli ol Arayıcı ve arkamda kal."

Riva, bir kaç adım attı ve  bacaklarına bağlı olan silahları bulundukları yerden çıkardı. Etrafını dikkatlice inceliyordu.

"Tam önümüzde bir şeyler var." dedi Riva.
"Henüz bir şey göremedim."

Biraz daha ilerledikten sonra Arayıcı, Riva'nın bahsettiği yeri görmeye başladı. Eski beton duvarlar, onların bir kısmını sarmalayan sarmaşıklar. Sağdan soldan düzensizce fırlamış otlar ve ağaçlar. Duvarların önünde ve üzerinde birileri tarafından oraya yerleştirildiği belli olan kurumuş dallar ile Doğu ve Batı yönüne özellikle uzatılmış görünümü veren yapay bir set oluşmuştu.


"Bir planın var mı Riva? Geçen seferki gibi bir sınıra benziyor."
"Henüz yok Arayıcı. Etrafta kimseyi göremedim."
"Bende göremiyorum ama buralarda bir yerde birileri olmalı."

Önlerinde uzanan sınırın bir kaç noktasında geçilebilecek yerler göze çarpıyordu. Arayıcı bunların özellikle yapılmış olduğundan emin gibiydi. "Hordaura"ların sınırından geçerken de gidebilecekleri bir kaç yol vardı ve hepsi "Hordaura"ların rahatlıkla tuzak kurabilecekleri noktalara çıkıyordu. Şimdi peşlerine takılmış silahlı adamlar varken ve zamanları darken tekrar bir geçiş planı yapmaları gerekecekti. Umarım buradakiler daha insan canlısıdır diye düşündü  Arayıcı.

"Sen burada bekle. Ben ana yolu kontrol edeceğim."
"Ya bu bir tuzaksa?"
"Bakmadan öğrenemeyeceğiz, ayrıca senin ihtiyaçların var. En mantıklı olan burada bir şeyler bulabilmemiz."
"Tamam." dedi Arayıcı. Riva eliyle yere çökmesini işaret etti ve duvara doğru yürümeye başladı. Duvarların arasından ağaçların olduğu bölüme geçti ve gözden kayboldu. Arayıcı tüm dikkatini yıkıntılara vermiş, bir dizinin üstüne çökmüş vaziyette bekliyordu. Riva'nın çok zor şartların içinden bile nasıl kurtulduğuna şahit olmuştu. İçine girdiği şey bir tuzak olsa bile kurtulabilir diye düşündü.

Arayıcı silahını tekrar yerine koydu ve cihazına baktı. Önünde uzanan bölümde yaşayan birileri vardı. Geldikleri yönden bir sinyal gelebilir mi diye arkasını döndü. Cihazı kontrol ettiğinde 5-6 kilometrelik bir mesafede cihaz yaşayanları tespit etti. Peşimizdekiler yaklaşıyor diye düşündü. Bir süre daha olduğu yerde bekledikten sonra artık sabrı kalmamıştı. Yıkıntıların arasına girmeyi düşündü. Riva geri dönmemişti ve herhangi bir işaret de göndermemişti. Diğer taraftan ona orada beklemesini söylemişti.

Arayıcı silahını hazırladıktan sonra yıkıntıların arasına doğru ilerledi. Duvarın açık noktasından geçerken çevresine özellikle dikkat ediyordu. Buradakiler her kimse, duvarın iç tarafında uzun süredir kimsenin yaşamadığını düşündürmek istemişlerdi. Sanki her şey onlarca yıl önce donmuş gibi gözüküyordu. Arayıcı ana yol üzerinde yürümeye devam etti. Bir süre sonra meydan sayılabilecek bir yere çıktı. Dikkatlice çevresini inceliyor, yaşayan birileri var mı diye kontrol etmeye çalışıyordu. Meydanın girişinde kendisine siper edeceği bir yer buldu ve oraya geçti. Meydanı Riva kadar olmasa bile her detayına kadar gözden geçirdi. Kimsenin oralarda olmadığına ikna olduktan sonra en yakın yola dönmek için harekete geçti. Döndüğü yolda bir müddet daha ilerledikten sonra durdu. Eskiden ne olduğunu tahmin bile edemediği yuvarlak bir yapının önünde Riva dizlerinin üzerine çökmüştü. Hiç kıpırdamadan duruyordu. Yine o rüyalarından biri diye düşündü Arayıcı ve Riva'nın yanına koşar adım ilerlemeye başladı. Riva kafasını çevirdi ve Arayıcının geldiği yöne baktı. Arayıcı duraksadı. Rüya görmüyordu veya görmüş olsa bile bitmişti. Eğer rüya değilse ne diye hala orada bekliyordu ki?

Tekrar adım atmaya karar verdiği sırada arkasından bir tıklama sesi duydu. Ardından kafasında bir silah hissetti.

"Teslim ol." dedi, Arayıcı'nın kafasına silah dayamış olan adam.








Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder