10 Şubat 2016 Çarşamba

Arayıcı Günlükleri - 17


Maginus Krateri üzerindeki ay limanında her zamanki gibi hareketli bir akşamüstü yaşanıyordu. Dünyadan gelen kargo mekikleri sırayla inişlerini tamamlıyor, belli aralıklarla dünya yörüngesinde devriye görevine çıkacak 3 kişilik mekikler yüzeyden kalkıyordu. Kraterin tam merkezinde bulunan kontrol ve iletişim kulesi günün son ve en yoğun kısmında hata yapmamak için elinden gelen tüm çabayı sarf ediyordu. Son kargo mekiği indikten sonra siyah tulum içerisindeki görevlilerden bir tanesi yerinden kalkarak cep terminaline bir kaç not ekledi ve işaret parmağını yukarı çekerek eklediği notları gönderdi. Aynı anda daire şeklinde dizayn edilmiş kontrol kulesinin merkezindeki ana kontrol kumandasında bulunan sorumlunun önünde bulunan dev cam ekranda son mekiğin detaylı bilgileri akmaya başladı. Dünyada bulunduğu görev yeri, mürettebat bilgileri ve kargo bilgileri.

Son kargo mekiği tüm ay üssüne tam 28 gün yetecek kadar soylent tozu doluydu. Soylent tozunun 150 gramlık tek bir öğünü, insanoğlunun bir günde alması gereken tüm protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineralleri içeriyordu. Her ne kadar ay üssünde hala katı gıdalar bulunabilse de, en kolay bulunan ve en çok tüketilen soylent tozuydu. Bir miktar su ile karıştırılarak içilebilir hale gelecek kadar da kolay ve hızlı bir beslenme yöntemiydi. Bir çok insanın ilk tercihiydi ve yüksek miktarlarda dünyadan üsse getirilip stoklanıyordu.

Ana kontrol sorumlusu son mekiğin bilgilerini aldıktan sonra iç iletişim panelini açtı ve her gün tekrarladığı anonsu geçti.

"Görevi biten tüm personel sterilizasyon merkezine."

Anonsu iki defa daha tekrarladıktan sonra saati kontrol etti. 4 saatlik vardiyalar ile çalışan uçuş kontrol ekibinin görevi bitmişti. Yüzbaşı John Hunter yeni ekip ile 4 saat daha kaldıktan sonra mesaisini bitirecekti. Kurallara harfiyen uyması ve dakikliği ile bilinen genç yüzbaşı, bulunduğu yerde ayağa kalktı ve vardiyası biten tüm ekibe her zamanki konuşmasını yaptı.

"Bugünkü çalışmalarınız için teşekkür ederim. İyi dinlenmeler."

Makinelerinin başında oturan ekibin tamamı neredeyse aynı anda sağol dedikten sonra yerlerinden kalktı. Yüzbaşının yanından geçerken selamlarını verip kontrol kulesini terk ettiler. Yeni ekip gelene kadar yüzbaşı tam 5 dakika yalnızdı. Askerlerinin yanında olmamasını fırsat bilerek koltuğuna oturup arkasına yaslandı. Görevinin bundan sonrası daha kolay olacaktı. Sadece devriye gezen bir kaç küçük mekiği indirmek veya kaldırmak dışında akşam görevlerinde pek hareket olmazdı. Kulenin dairesel yapısı sayesinde ayın, dünyanın ve uzayın sonsuz manzarasının tadını çıkarabileceği bir zaman dilimi.

Uzun boylu ve kaslı bir yapısı olan yüzbaşı koltuğunda gerindiğinde, plastik metal alaşım malzemeden bir çatırtı sesi geldi. Tedirgin olan genç adam yerinden kalktı, koltuğu kontrol etti ve yavaş, kendinden emin adımlarla kontrol kulesi içerisinde turlamaya başladı. Bir kaç adımdan sonra karşısında duran Clavius kraterine baktı. 20. yüzyıl yazarlarından Arthur C. Clarke'ın romanlarında geçen ay üssünün bulunduğu yer. Her ne kadar onun hayal ettiği gibi olmasa da bütün ihtişamı ile Clavius kraterinin Maginus'a yakın bölgesinde duran büyük kubbe.

Yıllardır yüzbaşının evi haline gelmiş olan ay üssü...21. yüzyılın sonlarında dünyadaki zengin insanların tatillerini geçirmeleri, yeni deneyimler yaşamaları ve bol bol para harcamaları için kurulmuş olan ve tek seferde beş bin kişiyi ağırlayabilecek kapasitede oluşturulmuş devasa bir yapı. Ayın güney kutup bölgesine konumlanmış ve ay yüzeyi içerisine devasa santrifüj kutuları yerleştirilerek, insanoğlunun ilk yapay yer çekimli mekanlarının oluşması sağlanmış, yüzeyin üstünde çelik-cam karışımı malzemeler kullanılarak, seyir terasları inşa edilmişti. İnsanoğlunun yapabileceklerinin sınırı yok diye düşündü.

Sadece yapısal olarak değil teknik olarak da üssün yapımı yüzbaşıyı kendine hayran bırakıyordu. Konum itibariyle ayın güney kutbunda bulunan üs sayesinde, ayın derinliklerinde bulunan buz kütlelerine ulaşılarak, oksijen ve su sıkıntısı yaşanmaması sağlanmıştı. Yıllar önce uzay turistlerine hayallerindeki tatili sunan muhteşem bir yer olup çıkmıştı.  Ta ki "Büyük Kaçış" başlayana kadar.

Dünya'daki yaşamın dönüm noktasına gelindiğinde ay üssü artık tatil yeri olmanın ötesindeydi. İlk zamanlar parasını verip ay üssüne gidecek bir rokette yer bulanlar, daha sonra kendi roketini yapabilecek kadar paraya sahip olanlar artık üssün devamlı sakinleriydi. Ve her zaman ki gibi onlar için çalışacak, onları koruyacak insanlara ihtiyaçları olmuştu. Bu noktada kendisi gibi gençler dünyada bulunarak, ay üssüne getirilmiş ve eğitilmişti. Kendilerine sahip çıkan ve belki de dünyada hiç yaşayamayacakları kadar uzun bir yaşam vadeden bu insanlar için çalışarak yaptıklarının karşılığını veriyorlardı.

Belki de yüzyıllardır dünyayı yönetmek konusunda söz sahibi olan, oradaki düzeni organize eden kişiler ve aileler artık ay üssünde de söz sahibi olmuşlardı. Dünyanın yaşanabilir bölgelerinin büyük çoğunluğu artık ay üssündeki 12 kişiden oluşan yönetici kadronun kontrolü altındaydı. Dünyanın sorunlarla boğuşan diğer kısmı ise mars kolonisi tarafından gözetiliyordu. Yüzbaşı'ya göre o kısım ve mars kolonisinin tamamı da yöneticilere bağlılıklarını bildirse güneş sistemi daha güzel bir yer olabilirdi.

Yüzbaşı Hunter, Clavius manzarasının güzelliğinden ve düşüncelerinden kendini kurtardığında 5 dakikanın hızlıca geçmiş olduğunu fark etti. Yeni ekip kapıdan geçtikten sonra tam karşısında durdu. Yüzbaşı elini kaşlarının hizasına kadar kaldırarak asker selamını verdi. Karşılığında gelen ekipte selam verdi ve hızlı adımlarla görev yerlerine geçti. O sırada yüzbaşının cep terminali titremeye ve alarm şeklinde çalmaya başladı. Yüzbaşı hemen ana kontrol cihazlarının başına geçti. Karşısında duran cam ekranda bir kaç ayarlama yaptı ve şifreli mesajın çözümlenmesi için bir kaç saniye bekledi. Ekranda parlak yeşil bir ışık yandı ve mesaj belirdi.

"Bundan sonraki sefer asker kökenliler ile yapılacak. Dünya'da önemli bir şeyler oluyor. Daha fazla bilgi edinmeye çalışacağım.



İmza: Teğmen L."





Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder