26 Ocak 2016 Salı

Arayıcı Günlükleri - 13


Daiki, bütün gece kontrolden çıkan maden mekiği ile uğraşmıştı. Onunla birlikte bir çok kişide fazla mesai yapmak zorunda kalmıştı ama bütün çabaya değmişti. Mekik bilgisayarlarına ulaşılmış yeniden programlanmış ve biraz gecikme yaşayacak olsa bile rotası tekrardan kuyruklu yıldıza ulaşacak şekilde düzenlenmişti. Yeni rotasında mekik Kuiper Kuşağından biraz dışarı çıkarak Oort Bulutuna yaklaşacak ve oradan tekrar Kuiper Kuşağının içine girerek hedefindeki kuyruklu yıldızı yakalayacaktı. Riskli olmasına rağmen kuyruklu yıldıza ulaşabilecek bir rotaydı ve yüzde elli başarı şansı mekiği tamamen kaybetmekten iyiydi.

İletişim merkezinden görülen Mars'ın mavi-gri gecesi bitmek üzereydi ve ortam tekrardan kızıla bürünecekti. Dünyada sadece kuzey kutbu yakınlarında görülebilecek olan auroralar bütün gece mavi tonlarında ve sıklıkla elektrik mavisi renginde Mars üzerinde dans etmişti. Daiki, bu gece manzaranın tadını çıkaramayacak kadar meşguldü ve kafasını dağıtmak için mesai sonrası bir şeylere ihtiyacı vardı. Küçük beyaz küpüne dönmeden önce güney cephedeki sosyal alana uğrayacak ve bir kaç tane sentetik kahve çubuğu alacaktı. Merkez'den çıkmadan önce son kez mesajları kontrol etti ve vardiyası gelen iletişim subayları odadaki yerlerini alınca asansöre bindi.

Önce Hermus Meydanı ve sonra güney cephesi sosyal alanına uğradı. Sentetik kahve çubuklarından iki tanesini cebine attı ve yatay ulaşım asansörlerinden bir tanesine bindi. Küpüne girer girmez ayağındaki manyetik botları çıkardı ve odanın ortasındaki masanın kenarına dokundu. Masanın tam ortasında beliren hologram görüntüde tek bir mesaj vardı.

"Sıra sizde"

Mesajı hologramın sağına doğru ittiği anda yeni bir görüntü geldi. Havada asılı duran sanal bir küp. Üç boyutlu satrançta sıra tekrar Daiki'deydi. Yaklaşık olarak bir aydan beri 14 yaşında bir çocukla oynuyordu ve oyun daha bitmeye çok uzaktı. Dünya'da olup, eski ahşap bir satranç olsa ve ahşaptan yontulmuş olan piyonlara, file veya vezire dokunabilse daha fazla keyif alabileceğini düşündü. Hem öyle olsa oyunu bir kaç saatte bitebilirdi. Ancak üç boyutlu satrançta taşlar x,y ve z eksenlerinde hareket edebildiği için çok daha fazla düşünmek gerekiyor, ayrıca yapılacak hamlelerin fazlalığından dolayı oyun uzadıkça uzuyordu. Klasik satranç için bir birim strateji gerekiyorsa bunun için 3 birim gerekiyordu. Daiki hamlesini yaptı. Atını, Y ekseninde 3 birim yukarı çektikten sonra 1 birim Z ekseninde kaydırarak üç boyutlu bir L harfi çizmiş ve küpün en üst seviyesinde bir noktaya taşımıştı. Artık sıra genç adamdaydı. Muhtemelen bir kaç güne o da hamlesini yapardı. Keşke dünya'ya dönmeden önce oyun bitseydi ve bu çekişmenin sonucunu öğrenebilseydik diye düşündü.

Hologram görüntüden satrancı kaldırdı ve haberlere dokundu. Haberler büyük puntolu başlıklar halinde ekranda akmaya başladı. Sesli işaretine dokundu ve masanın başından mutfağa doğru ilerledi. Arka tarafta dijital bir ses haber başlıklarını okumaya başladı. Daiki'de aldığı kahve çubuklarından bir tanesini içine atmak için porselen bir kupa çıkardı ve içini sıcak su ile doldurdu. Kahve çubuğunu sıcak suyun içine atar atmaz sentetik kahvenin yapay kokusu porselen kupasından yukarı doğru yayıldı. Yapay olduğunu bilse bile bu koku onda bir rahatlama hissi yaratmıştı, ta ki dijital sesin okuduğu bir başlığı duyana kadar.

"Koloni meydanlarında Elit taraftarları toplanmaya devam ediyor."

Daiki, dijital ses diğer başlığa geçmeden dur komutunu verdi ve "Detay" dedi. Dijital ses hemen haber başlığının detayına girerek hologram ekranda akmakta olan uzun yazıları okumaya başladı. Anlaşılan Elit'leri destekleyenler giderek çoğalıyordu ve Hermus Meydanı dışında kalan irili ufaklı 20 meydanın tamamına yakınında akşam üzeri normal mesailerin bitiminden hemen sonra insanlar toplanıp fikir alış verişinde bulunuyordu. İlk başlarda fazla önemsenmeyen bu durum kolonide yaşayan yirmi bin kişinin neredeyse yarısını içine dahil etmişti. Ateşli Elit taraftarları bağıra çağıra koloninin daha iyi bir yer olması için artık onların da buraya dahil olması gerektiğini söylüyor, ellerindeki imkanların fazlalığından ve Mars'ı daha yaşanabilir bir yer yapabileceklerinden bahsediyorlardı. Daiki, olaylar daha da içinden çıkılmaz bir hal aldığında belki de orada olmayacağını düşündü. Arayıcı olarak seçildiğini, dünya'ya döneceğini hatırladı ve artık hazırlanmaya başlasam iyi olacak diye düşündü.

Kahvesini bitirir bitirmez bir liste yaptı ve saatini iletişim merkezine gitmesi gereken zamanın bir kaç saat öncesine kurdu. 3 gün içerisinde hazır olması gerekiyordu ve yanına fazla bir şey almayacağı için rahattı.

Güzel bir uykunun ardından alarmı çaldığında Daiki rahatça yatağından kalktı ve hemen banyoya duşun altına girdi. Belki bir kaç gün daha rahatça banyo yapabilecekti. Sonrası dünya'daki görev yerine ve yapacağı işe göre belirsizdi. Kısa zamanda görevini ve görev yerini öğrenmeyi umut etti. Aslında bütün bunları öğrense bile yanına alacakları değişmeyecekti. Bir adet bol cepli kamuflaj pantolon, bir kaç t-shirt ve ne olur ne olmaz diye kalın ve yine bol cepli bir mont. Dünya hiç bir zaman Mars'tan daha soğuk olmamıştı ve şimdilerde eskisine göre daha da sıcaktı. Belki monta ihtiyacı bile olmayabilirdi ancak tedbiri elden bırakmamakta fayda vardı. Görev yeri açıklandığında gerekirse montu bavulundan çıkartabilirdi. Bavulun en üstüne ise küçük ama etkili bir bıçak ve son olarak duvara monte ettiği yerden dikkatlice aldığı ata yadigarı katana. Böylece ufak bavulu tamamlanmış oluyordu.

İletişim merkezine gitmeden önce kalan vaktinde hologram görüntüleri açtı. Genç çocuk henüz hamle yapmamıştı. Kalan vaktinde genel ağ yayınlarını izlemeye karar verdi. Artık isteyen herkes genel ağ yayını yapabiliyordu. Cep terminalleri sayesinde istedikleri zaman görüntü çekip anında ağa gönderebiliyor ve kendi yayınlarını yapabiliyorlardı. 21. yüzyılın sonlarında geliştirilen ışık ile veri iletimi sayesinde yayınlar canlıdan daha canlıydı. Yakın mesafelerde hiç bir sorunu olmayan bu teknoloji, uzak mesafelerde görüntüleri ve yazılı verileri anında aktarabilirken, ses ile ilgili sorun yaratıyordu. Bazen ses hiç ulaşmıyor, bazen ise geç ulaşıyordu. Bu teknolojiyi kullanan ve hala çalışmakta olan bazı dünya cihazları sayesinde zaman zaman dünyadan görüntüler bile izlenebiliyordu. Çoğu zaman boş mekanlara denk gelinse bile dünya'yı tekrar görebilmek herkes için güzel oluyordu.

Daiki, hologram görüntüde üzerinde ara yazan ışığa dokundu ve görüntüler otuzar saniyelik aralıklarla değişmeye başladı. İlk olarak koloni yayınları sırasıyla geçmeye başladı, ardından özel yayınlar. Özel yayınların bir kısmı koloninin değişmesinden, artık nüfusun daha fazla artması gerektiğinden bahsediyordu. Bu yayınların en ilginci ise Elit'lerin elinde düşük yer çekiminde sağlıklı çocuk doğurmaya olanak sağlayan bir ilaç bulunduğunu anlatandı. Daiki bu dedikoduya hiç bir zaman inanmamıştı. Eğer bir şey geliştirilecekse bu kesinlikle koloni içerisinden veya koloninin dünya'daki ekiplerinden çıkardı. Yavaş yavaş sinirlendiğini fark eden Daiki hologramı kapadı ve iletişim merkezine doğru yola çıktı.

İletişim mekrezine geldiğinde gece raporunu aldı ve merkeze gönderdi. Bir kaç dakika içinde merkezden de bir mesaj gelmişti. Seçilen 10 kişinin görev dağılımı yapılmıştı. Bir kısmı standart hammadde için, bir kısmı koloniye yeni insanlar katmak için gidiyordu. Daiki'nin görevi ayrı olarak belirtilmişti.

"Varış Yeri: Norveç.
  Öncelik: R.V.A.-Model 9X'i bulmak ve getirmek."

Daiki, R.V.A.'yı 10 yıl öncesinden hatırlıyordu. Eski teknolojilerde uzman olan bir arkadaşı Arayıcı olarak seçilmişti ve görevi bu modeli bulmaktı. Daha sonra arkadaşından hiç haber alamamıştı. Dünya'ya gidip geri gelemeyen Arayıcı'lardan biri oluvermişti arkadaşı. Sadece bir istatistik. Şimdi tam 10 yıl sonra aynı görev Daiki'ye verilmişti. Belki de hiç geri dönemeyeceği bir görev.











Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder