29 Aralık 2015 Salı

Arayıcı Günlükleri - 10


Yine bir "Falcon" günü daha gelip çatmıştı. Koloni İletişim Sorumlusu Haruto'nun özel günlerde çalışmak gibi bir huyu vardı ve insanlar eğlence ile iyice kafayı bozmadan önce görev yerine ulaşmak istiyordu. Bunun içinde kutlamaların en yoğun olduğu eski cam kubbeli meydandan geçmesi gerekecekti.

Buradaki ilk yapılar yönetim modülleri ile başlamış, vadi tabanına inilmiş ve zamanla vadinin içerisine doğru genişlemişti. Yönetim modüllerinin vadi tabanına açıldığı nokta meydan olarak bırakılmış ve dairesel meydanın etrafına yeni modüller eklenmişti. İlk zamanlar tüneller ile sağlanan ve bir çok sıkıntıya neden olan modüller arası geçişler, meydan kubbesinin tamamlanmasıyla her modüle rahatça ulaşılabilen büyük bir alana dönüşmüştü. Eskiden tüm yolların Roma'ya çıkması gibi burada da artık tüm yollar Hermus Meydan'ına çıkardı. Koloni'ye yeni modüller eklendikçe yeni meydanlarda oluşmuştu ancak hiç biri Hermus Meydanı kadar büyük değildi. Tüm önemli günler bu meydanda kutlanır, tüm önemli bilgiler bu meydanda insanlar ile paylaşılırdı. Kubbenin kavisinin en derin olduğu noktadan aşağı doğru sarkan cam ekranda günün her saatinde kayarak geçen yazılar görünür, insanlar meydanda zaman geçirirken önemli bilgilerden mahrum kalmazlardı. Aynı bilgiler bütün yerleşim yeri içerisinde, modüller arası geçişlerde de çok daha küçük cam ekranlarda olurdu.

Haruto, görev yerine gitmek için güney koridorunu seçmişti. Bu koridor vadinin giriş noktasını dik olarak geçerdi ve güney tarafındaki son yapıydı. Bütün modüller kuzeye, vadinin içine doğru eklenmişti ve eklenmeye devam ediyordu. Koridorun üstünde ise, sosyalleşme alanlarının bulunduğu modüller vardı, böylece insanlar güneyin sonsuz gözüken eşsiz kızıl kum ve taş manzarasına karşı yemek yiyebiliyor, sohbet edebiliyor ve sosyalleşebiliyordu. Kutlamalar sebebiyle bu koridor normalden daha sakindi, işlerini yapmaya çalışan bir kaç görevli dışında neredeyse kimse yoktu. Haruto her birine selam vererek ve hızlı adımlarla yanlarından geçti. Yarışların final ayağı başlamadan meydanı geçip İletişim Merkezi'nin sessizliğinde hem işini yapıp hem de kafasını dinlemek istiyordu. Gözü tam karşısında bulunan cam ekrana takıldı. Büyük puntolarla tek bir yazı geçmeye başladı ekrandan ve aynı anda her hoparlörden coşkulu bir ses duyuldu.

"Bütün finalistler son kontrollerini yapıp meydandaki yerini alsın. Yarışmaya 5 dakika."

Arkasından büyük bir alkış sesi duyuldu. Haruto adımlarını neredeyse koşma noktasına gelene kadar hızlandırsa da artık yarış başlamadan meydandan geçemeyeceğini biliyordu. Daha önce mecburiyetten katıldığı, son iki senedir hiç katılmadığı kutlamaların tam ortasında kalacaktı. Meydana açılan kapıya yaklaştı ve sağ baş parmağını kapının yanına dokundurdu. Kapı bir tıslama ile açıldı. Haruto içeri girdi ve kapının hemen yanında bir yere sırtını yasladı. Finale kalan 5 genç, her sene olduğu gibi bu sene de Aralık ayının 42'sinde Falcon9 anısına kendi model roketlerini Hermus Meydanı'nın 120 metre yüksekliğindeki cam ve çelik karışımı tavanına yükseltecek ve önceden belirlenmiş noktalara dikey olarak indireceklerdi. Roketini indirmeyi başaran herkese çeşitli ödüller verilirdi. Haruto için önemli bir günün çocuk eğlencesine çevrilmiş haliydi tüm bu kutlamalar.

"Tüm yarışmacılar hazır mı?" diye anons geçildiğinde büyük bir coşku ile bağırışmalar koptu kalabalıktan. "O zaman başlıyoruz. 5"

Biraz öncekinin tam aksi bir sessizlik.
"4,3,2,1. Ateşle"

Beş adet model roket gürültülü bir şekilde cam tavana doğru yol almaya başladığında kalabalıktan yine alkışlar ve bağırışmalar yükseldi. Haruto sessizce izliyordu. Tüm roketler başarıyla işaretli noktalara inmişlerdi ki, bir tanesi indiği anda olduğu yere yıkıldı. Haruto'da hafif bir tebessüm belirdi. Bu sene bir eksik diye düşündü.

"Bay Haruto, sizi tebessüm ederken görmek pek alışık olmadığımız bir durum."
"Bayan Serova, iyi akşamlar."
"Size de iyi akşamlar. Nasılsınız?"
"İyiyim Bayan Serova."
"Hala şu resmiyetten kurtulamadın Daiki."

Zor duyulan bir ses tonuyla "Sanırım öyle." dedi Haruto.

"Bu seneki adaylar arasında adını gördüm Daiki. Heyecanlı mısın?"
"Aslında heyecandan çok, düşünceliyim Yelena."
"Evet bu sene bir gariplik var, bütün adaylar asker kökenli ve teknik kişiler. Sanırım ben bir sonraki seneyi beklemek zorunda kalacağım."

Yelena Serova biyokimya bölümündeydi ve 5 senelik bu göreve gidebilmek için can atıyordu. Her sene farklı bilimsel kategorilerden seçilen 10 kişi göreve gidebiliyordu ve bu sene biyokimya'dan kimse aday değildi. Aslında bakılırsa bir çok kategoriden hiç aday gösterilmemişti ve bu durumda Haruto'yu biraz etkilemişti. Gönderdiği iletişim raporlarından sonra aldığı hiç bir brifingte olağan dışı bir şey sezmemişti ama bu durumda bir şeyler döndüğü kesindi.

"Umarım çok beklemezsin Yelena."
"Umarım."
"Şey... Benim artık görev yerime gitmem gerekiyor. Kutlamalar yüzünden epey zaman kaybettim."
"Seni gördüğüme sevindim Daiki."
"Bende seni, kendine iyi bak."

Haruto artık yavaş yavaş dağılan kalabalığın arasından hızlıca geçmeye başladı. Çıktığı güney kapısının zıt yönüne, kuzey-doğu istikametinde kalan ve İletişim Merkezi asansörüne açılan modüle doğru yürüdü. 50 katlı bir bina yüksekliğindeki yamacın içine oyulmuş asansöre binerek İletişim Merkezi'ne çıktı. Yine parmağını kapının yanındaki sensöre okuttu ve kapının açılmasını bekledi. İçeri girer girmez tekerlekli iskemlesine oturdu. Önce rutin kontrollerini gerçekleştirdi. Sonra gelen mesajlara baktı. Standart bilgilendirme mesajları dışında bir şey yoktu. Şimdi biraz kafa dinleyebilirim diye geçirdi içinden. Büyük ekranların ve konsolun hemen sağına uzanıp büyük fincanını aldı, içine bir tane sentetik kahve hapı attı. İçerisine sıcak su doldurmaya başladığı anda muhteşem bir kahve kokusu odaya yayıldı. İçtiğinin sadece sıcak su olduğunu bilmesine rağmen o koku ve damağa gelen o tat, onda gerçek kahve içiyormuş hissi yaratıyordu. Bir çok kişi sentetikleri sevmese de Haruto seviyordu işte.

Sentetik kahveli sıcak suyundan bir yudum aldıktan sonra önündeki düzlükte bulunan güneş enerjisi panellerine baktı. Uçsuz bucaksız bir tarla gibiydi ve bu görüntüyü seviyordu. Tekerlekli iskemlesini güneye çevirdi, önce vadinin derinliklerine oradan vadinin bittiği noktada başlayan kum ve taş denizine ve son olarak da kum ve taş denizinin bitiş noktasına, ufkun hemen üstünde, mavi gün batımının ardından beliren Güney Yıldızı Kappa Velorum'a baktı. Aklında hala aday gösterilmesi vardı. Eğer her şey yolunda olsaydı en az 4-5 sene daha aday gösterilmemesi gerekirdi. Bir şeyler ters gidiyor olabilir miydi?

Sonra bir şeylerin ters gitme ihtimali olan yere, saatler sonra Kappa'nın doğusunda belirmeye başlayacak olan Sabah Yıldızı'na namı diğer Dünya'ya doğru döndü. Bu sırada büyük ekrandan mesaj sesi geldi. İskemlesinde doğruldu, kontrol panosuna yaklaştı ve mesajı okumaya başladı.

"Görev için adaylar arasından belirlenen Arayıcı Listesi aşağıdadır.

1- Daiki Haruto
2-...

Tüm Arayıcıların en kısa sürede şu anki görevlerini bırakıp eğitimlerine başlamaları gerekmektedir.

Elon & Richard
"
















Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder