6 Kasım 2015 Cuma

Arayıcı Günlükleri - 8


Arayıcı koşmaktan yorulmuş, nefesini düzenleyemez hale gelmişti. Ne kadar yol aldığını, hangi yöne gittiğini ve bunların artık bir önemi olup olmadığını bilmiyordu. Bildiği şey ise artık tek başına, yapayalnız olduğuydu. Topluluğundan, yıllardır birlikte yaşadığı, çoğu zaman yardım ettiği insanlardan uzaklaştırılmıştı ve tek yaptığı yeni birini daha topluluğa kazandırmak için kendi binalarına getirmekti. Gerisini getirdiği kişi yani Riva berbat etmişti. Gecenin bir körü çatıda her ne yaptıysa herkesi oraya toplamayı başarmıştı. Her ne yaptıysa diye düşündü, belki de hayatına mal oldu. Arayıcı silah seslerini duyduğunda, meleğim diye bahsettiği uçan X bile Riva'nın yanında değildi.

Arayıcının nefesi yavaş yavaş düzene girdikçe ne yapması gerektiğini düşünmeye başlamıştı. Etrafına bakındı. Gündüzleri sarı renkli olan sis ve gaz ay ışığı ile bembeyaz gözüküyordu. Sis yetmezmiş gibi taktığı gaz maskesi de görüş mesafesini etkiliyordu. Sislerin arasında seçebileceği, görebileceği bir şeyler olmalıydı. Rutin arayışlarına çıktığında binanın her yönüne belli mesafelerde defalarca ilerlemişti. Eğer daha önce gördüğü bir şey görebilirse tam olarak hangi yöne doğru ne kadar koştuğunu anlayabilirdi. Ama hiç bir şey tanıdık gelmez ise daha önce hiç gitmediği kadar uzaklaşmış olmalıydı binadan.

Sağına ve soluna baktı. Sis yüzünden hiç bir şey netleşmiyordu gözünün önünde. Durduğu noktadan sağa doğru ilerlemeye karar verdi. Henüz üç beş adım atmıştı ki, sislerin arasında karartı şeklinde duran duvarları fark etti. Biraz daha yürüdüğünde yan yana duran iki katlı eski harap evleri gördü. Artık nerede olduğunu biliyordu. Eski yerleşim yerlerine doğru koşmuştu. Bu durumun kötü tarafı burada bu binalardan çok vardı ama hiç biri sis perdesinin üstüne çıkacak kadar yüksek değildi. Gaz maskesini çıkarıp geceyi atlatabileceği bir yer yoktu. Duruma iyi tarafından bakınca bildiği bölgenin dışına çıkmadığını anlamıştı. Eski yerleşim bölgesinin kuzeyinde daha yüksek binalar vardı ve geceyi orada geçirebilirdi.

Cebinden yaşayan insanları bulduğu cihazı çıkardı ve pusula uygulamasını açtı. Pusulanın dijital ibresi ekseni etrafında bir tur döndükten sonra Güney Batı 190 dereceyi gösterdi. Arayıcı yavaş yavaş sola dönmeye başladı ve pusula kuzeyi gösterdiğinde durdu. Bulunduğu yerdeki binaların arasından bir arka taraftaki yola geçmesi ve o yolu kesen ilk sola dönmesi gerekiyordu.

Hızlı adımlarla eski binaların bahçelerine ilerledi. Eskiden bahçe olarak kullanılan yerler şimdi çorak topraktı. Çürümüş ahşap çitleri tekmeledi ve kendine yol açtı. İki binanın arasından geçip kestirme olarak arka yola ulaşabilirdi. Bahçe bitip binaların arasına girdiğinde durdu. Yolda sallanarak dolaşan ışık kaynakları vardı. Kendisine yakın olan binanın yanında dizlerinin üzerine çökerek ışık kaynaklarının menzili dışında kalmaya çalışıyordu. Topluluğumuzdakiler beni aramaya gelmiş olabilirler mi diye düşündü. Eğer onlar ise neden arıyorlardı? Arayıcıyı geri götürmeye mi yoksa Riva'nın yaptığı şey yüzünden oracıkta öldürmeye mi gelmişlerdi?

Arayıcı mümkün olduğu kadar az nefes alıp verip, gürültü yapmamaya çalışıyordu. Işık kaynaklarının geldiği yönden artık seslerde geliyordu. Ancak Arayıcı henüz hiç bir sesi tanıyamamıştı. Adamlardan iki tanesi yüksek ses ile şakalaşıyorlardı. Arayıcı bulunduğu yerden çıkmamaya karar verdi. Eğer düşündüğü doğru ise bunlar Hordauralar idi. Arayıcıyı görürlerse ne yapacaklarını hiç bilmiyordu. Anlatılanlara göre bu tarz gruplar buldukları kişiler eğer güçlü tipler değil ise oracıkta öldürebilirlerdi. Ama eğer güçlü ve hayatta kalabilecek birisi ise kendi içlerinden biri ile ölümüne dövüşür hayatta kalır ise Hordauralara katılma hakkı kazanırmış. Tabii bu bilginin kaynağı eski arayıcılardı ve ne kadar doğru olduğunu bilemiyordu.

İki ışık kaynağı, Arayıcı'nın önündeki yoldan geçti. Arayıcı tam hareket edecekti ki, gideceği yönde daha fazla ışık kaynağı belirdi. Öndeki iki taneden çok daha az konuşan bir grup ilerliyordu. Bu grubunda diğer ikisinin peşinden gidişini sessizce izledi. Arayıcı, yeterince uzaklaştıklarını düşündüğü anda bir adım attı ve ayağını henüz parçalanmamış olan bir bahçe çitine çarptı. Işık kaynakları Arayıcı'nın biraz ilerisinde durdu. Bir tanesi geldikleri istikamete döndü, bir kaç adım attı ve etrafı incelemeye başladı. Ardından grubun bulunduğu noktadan birisi bağırdı.

"Hadi kaybedecek zaman yok. Hayvanın tekidir."

Önden ilerleyen ve çok konuşan iki tip gülüşmeye başladı.

"Hayatında kaç tane hayvan gördü acaba" dedi yanındakine. İki adam daha sesli gülüşmeye başladı.

Sesler iyice duyulmaz ve ışık kaynakları belli belirsiz seçilebiliyor olduğunda Arayıcı hızla yerinden fırladı ve yolun karşı tarafında bulunan binaların arasına girdi. Arkasına hiç bakmadan koşmaya devam etti. Sadece bir kaç sokak sonra 5-6 katlı binaların olduğu bloğa gireceğini bildiğinden artık bacaklarında kalan son gücü de kullanıyordu. Yol üzerinde gördüğü ilk yüksek binaya yöneldi ve hızlıca en üst kata çıktı. Bu bölümdeki binaların çatıları yoktu, bunun yerine çatı terasları vardı. Tam anlamıyla kutu şeklinde yapılmış binalardı. En üst kattaki dairelerden birine girdi ve dairenin içinden terasa açılan merdivenleri çıktı. Teras kapısı sağlam gözüküyordu. Gaz maskesini çıkarır çıkarmaz, kapının arkasına çatıda bulduğu malzemeleri yığdı. Terasta kapının açıldığı yönün ters noktasına geçti, eğer biri gelecek olursa ve bir şekilde kapıyı açarsa kolay hedef olmak istemiyordu. Artık tek başına hayatta kalmayı başarmalıydı. Bunun da ilk kuralı her zaman tedbirli olmaktı Arayıcıya göre.

Çantasının altına bağlı matı yere serdi, ardından çantasının içinden uyku tulumunu çıkardı. Danny'nin hazırladıklarını görmek için diğer çantayı araladı ve içerisinde bol bol yiyecek olduğunu gördü. Gerisine gün ışığında bakmak daha mantıklı olacaktı. Şimdi mümkün olursa gün doğana kadar uyuyup, dinlenecekti. Eğer şanslıysa kimse rahatsız etmeden güneş sislerin arasından çıkıp gökyüzünde görününceye kadar uyuyabilirdi. Uyku tulumuna girdi, gökyüzüne baktı. Puslu bir gece ve onun karanlığının içinde parıldayan bir kaç yıldız.

"Artık yalnızım. Ne yapacağım ki ben? Hayatta kalmaya çalışmak yorucu olacak sanırım." diye düşündü. Artık geleceği de gökyüzü gibi puslu ve karanlıktı. "Riva başarabilseydi keşke." Ve sonra defalarca keşke dedi içinden.

Sabah güneşinin ışıkları ve sıcaklığıyla uyandı. Uyku tulumunun içinde neredeyse boğulacak kadar ıslanmıştı terden. Yatarken aklında olan şey, kalktığında da aklındaydı. Riva.

Tulumun içinden çıkar çıkmaz üstündekileri çıkardı ve teras duvarına astı. Çantasından yedek kıyafetlerini çıkarıp giydi. Bu geceyi şanslı geçirdik ve hala hayattayım diye düşündü. Cebinden cihazını çıkardı ve çalıştırdı. Beş kilometre mesafede yaşayan birileri olduğunu gösteriyordu. Dün geceki Hordaura grubu olabilir. Cihaz hangi yönde olduğunu göstermiyordu ama Arayıcı rastgele bir yöne yürüyerek mesafenin durumuna göre gitmemesi gereken yönü tespit edebilirdi. Danny'nin koyduğu yiyeceklerden bir şeyler atıştırdı ve hızlıca toplandı. Gece kapının önüne yığdıklarını bir kenara çekti ve binadan çıktı.

Bir müddet kuzey batıya yürüdü. Sonra tekrar cihaza baktı. İyi bir tahminde bulunmuştu ve muhtemel Hordaura grubundan uzaklaşmıştı. Etrafına baktı, neredeyse eski yerleşim yerinin bittiği, çorak toprakların başladığı yere gelmişti. Gözünü ilerideki tepeye dikmişti. Tepenin eski topluluğuna göre nerede kaldığını hesaplamaya çalışıyordu ve eğer tahmini doğruysa Riva ile dönerken bir gece geçirdikleri tepe o olmalıydı. O an aklına Riva'nın bulunduğu binadaki malzemeleri geldi. Eğer o binaya dönebilirse işine yarayacak malzemeler bulabilir, hatta bir müddet orada konaklayabilirdi. Kafasında yeni rotasını çizdi ve yürümeye başladı.

Arayıcı Riva'yı bulduğu binaya yaklaştığında daha önce yaptığı gibi tam karşısındaki binaya çıktı. Bir müddet oradan binayı izledi ve gözle görülür bir hareket tespit edemedi. Riva ile orayı bıraktıktan sonra birileri gelmiş olsa bile şimdi kimse yoktu. "Umarım malzemeler duruyordur." diye düşündü. Hızlıca bulunduğu yerden aşağı indi ve karşıdaki binaya geçti. Daha önce olduğu gibi asansör yerine merdivenleri tercih etti. 6. kata geldi, kapıyı açtı ve Riva'nın eşyalarının bulunduğu yöne döndü. Henüz bir kaç adım atmıştı ki, soğuk bir el arkadan sıkıca ağzını kapadı. Diğer elindeki silahı da sırtında hissediyordu. Kurtulmak için bir hamle yapmayı düşündüğü sırada ağzını tutan el gevşedi ve silah Arayıcı'nın sırtından çekildi. Arayıcı yavaşça arkasını döndü. Gözlerine inanamıyordu. Daha fazla dayanamadı ve;

"Riva!" diye bağırdı.












Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder