7 Ağustos 2015 Cuma

Arayıcı Günlükleri - 6


Havanın kararmasıyla birlikte Şifacı son bir kez daha asansör ışıklarına baktı.  6. kattaki bekleyişe bir son verilmeli ve bir an önce yeni arayıcı belirlenmesi için hazırlıklara başlanmalıydı.

"Kurallara göre süre doldu." dedi Şifacı. " Tüm kat sorumlularını odama bekliyorum."

Silahlı giriş nöbetçileri Şifacı'yı koridorda görür görmez asansörü bulundukları kata çağırmışlardı. Şifacı yanlarından umarsızca geçip giderken nöbetçiler onu saygıyla selamladılar, Asansör görevlisi boynundaki anahtarı asansör rakamlarının altındaki yerine yerleştirdi ve anahtarı çevirdiği anda 6. kat üzerindeki ışıklar sırayla yanıp sönmeye başladı. Artık asansör sadece 6. kat ve yukarısı için çalışıyordu. Böylece binada yaşam olan bölümlere gidebilmek için sadece merdivenler kullanılabilirdi ki, giriş katından başlayacak davetsiz bir misafiri 5 kat boyunca bir çok tuzak ve 6. kattaki silahlı nöbetçiler bekliyor olacaktı. Şu ana kadar topluluklarını rahatsız etmek isteyen hiç bir Hordaura 6. kata ulaşamamıştı bile.

Şifacı'nın arkasından kat sorumluları ikişer üçer gruplar halinde Şifacı'nın odasının bulunduğu kata çıktılar. Yeni arayıcı seçimi çok kısa ve tartışmasız olmuştu. Arayıcı'nın yanında en çok tuttuğu ve en genç olan adayı yeni Arayıcı seçmişlerdi. Ellerinde yaşam tespit edebilen cihaz kalmadığı için rastgele arayışlara çıkacaktı ve herkes en sağlıklı, en genç adaydan yana oy kullanmıştı. Seçim henüz bitmiş ve kat sorumluları daha odadan çıkmamıştı ki, silahlı bir güvenlik kapıyı bile çalmadan içeri daldı.

"Arayıcı yanında birisiyle dönmüş ve girişte bekliyorlar. Yukarı alalım mı?"

Danny heyecanlanmıştı ancak belli etmemeye çalışıyordu. Bir Arayıcı'nın seveni olduğu kadar nefret edeni de vardı. Danny ilk gruptaydı ancak diğerlerinin bu duruma nasıl tepki vereceğini görmeden kendi düşüncelerini belli etmek istemiyordu. Bu geri dönüş ile birlikte eğer Arayıcı'nın sevmeyeni fazla ise hem Arayıcı hem de onu sevenler zarar görebilirdi.

Şifacı şaşırmış ve derin düşüncelere dalmıştı. Ne yapılacağı konusunda fikir verebilirdi ancak tekrar oylamaya sunmak zorundaydı.

"Hızlıca el kaldırarak oyluyoruz. Arayıcı ve yanındaki topluluk adayımızı binaya alıyor muyuz? Kabul edenler?"

Bir saniye sessizlik ve el kaldıran bir grup.

"Etmeyenler. Kabul edilmiştir. Güvenliğe bildirin 6. kata alsınlar, biz de geliyoruz."

Arayıcı Riva'ya baktı ve geç kaldıklarını artık içeri alınmayacaklarını düşündü. Riva için bir sorun olmayabilirdi, ne de olsa yıllardır dışarıda yaşayabiliyordu ancak Arayıcı bu toplulukta doğup büyümüştü. Bir kaç günlük arama yürüyüşleri dışında binadan ve neredeyse bildiği çevreden ayrılmamış, bir kaç sefer dışında silahını neredeyse hiç kullanmamıştı. Kafasında düşünceler yoğunlaştıkça tedirginliği artıyordu.

Riva her zamanki gibi sakindi. Arayıcı ile geçirdikleri tüm zaman boyunca sanki hep aynı şekildeydi. Her zaman etrafı inceleyen, her şeye ve herkese karşı hazırlıklı gibi gözüken ve bütün duygularını gizleyebilen bir yapı.

"Riva, bizi içeri almayabilirler."
"Önemli değil, Arayıcı. Alsalar bile fazla kalamayacağımı söylemiştim."
"Sanırım benim için önemli. Buranın dışında nasıl hayatta kalabileceğimi bilmiyorum."
"Dünya senin düşündüğünden çok daha büyük Arayıcı, herkes için bir yerler var."

Silahlı giriş görevlileri asansörden inmeden gaz maskelerini taktılar ve giriş katında ilerlemeye başladılar. Gaz ve sis bulutunun içerisinden Arayıcı dört silueti seçmeye başlamıştı. Siluetler yaklaştı, önce cam kapının güvenlik kilitlerini daha sonra kapıyı açtılar. Riva ve Arayıcı'ya içeri girmelerini işaret etti bir tanesi. Arayıcı işaret eden görevlinin yanından geçerken görevli gaz maskesinin altından boğuk bir ses ile hoş geldin dedi. Arayıcı tedirginliğini üstünden atamamış olmasına rağmen nazikçe kafasını salladı.

"6. kata bekleniyorsunuz, Arayıcı."

Kat sorumluları gruplar halinde kendi aralarında ne olacağını tartışırken Şifacı bir kenarda oturmuş, topluluk için en doğrusunun her zaman kurallara uymak olduğunu düşünüyordu. Gruplar arasındaki tartışmaların ses seviyesi artmaya başladığında odanın kapısı açıldı. Önce bir güvenlik görevlisi, arkasından Arayıcı ve Riva içeri girdiler. Girdikleri anda ses kesildi ve herkesin dikkati artık Riva'nın üzerindeydi. Şifacı gülümseyerek ayağa kalktı.

"Hoş geldin Arayıcı. Gördüğüm kadarıyla oldukça sağlıklı gözüken bir kadın ile geri dönmüşsün. Topluluğumuz sana her zaman minnettar kalacaktır ancak kurallarımızı da biliyorsun ve bunları uygulamak zorundayız. Eğer kurallarımız olmasaydı, Yol Gösterici GO olmasaydı bugün hiç birimiz burada olmayabilirdik."

Arayıcı anlıyorum anlamında kafasını salladı. Riva sadece etrafı inceliyordu, konuşulanlar umurunda değil gibi, oldukça sakin bir şekilde.

"5. gün doğumu bitince sen geri dönmediğin için toplantı ve seçimimizi yaptık. Artık yeni bir arayıcımız var. Yeni gün ile birlikte Arayıcı cihazlarını ona teslim edebilirsin. Sen normal bir topluluk üyesi olarak kalabilirsin, genç bayan ise yeni gelen prosedürleri ve 5 gün doğumu geçtiğinde her şey yolunda ise bizimle kalabilir."

Arayıcı karmaşık duygular içerisindeydi. Zaten artık GO'nun bir makineden ibaret olduğunu biliyordu ancak statünün ondan alınması elindeki gücü kaybetmesiydi. Arayıcı yardımcılığına seçildiğinden bugüne hiç alışık olmadığı bir durum. Bütün inançları yıkıyor, kovanında hiç bir şey yapamaz hale gelmiş bir arıya dönüşüyordu. Madem her şeyini kaybedecekti öğrendiklerini söylemekten korkmasına gerek kalmıyordu.

"O zaman söylemek istediklerim var." dedi Arayıcı.

Herkes dikkat kesilmiş Arayıcı'ya bakıyordu. Sessizliği yine Şifacı bozdu.

"Dinliyoruz"

"Bugüne kadar bildiğimiz her şey yanlış. İlk Arayıcı bize yalan söyledi."

Oda tekrar gürültüye boğuldu. Sanki anlamlı tek bir kelime yok gibi bütün sesler birbirine girmişti. Danny daha fazla dayanamadı ve bağırdı.

"Sessizlik, sessizlik lütfen. Arayıcı'nın söyleyeceklerini dinlemek istiyorum ben."

"İlk Arayıcı'nın kuralları ve öğrettikleri sayesinde bugün burada hayattayız ama madem dinlemek isteyenler var, dinleyelim seni Arayıcı."  dedi Şifacı.

"Kırık camda fazlası var. İlk Arayıcı'nın bizlere defalarca göstermesi için bıraktıklarından fazlası. Evet Şifacı ve Arayıcı adayları dışında okuma yazma bilen yok ama onlara da gösterebilirsem hepiniz bana hak vereceksiniz. Bizden önce çok daha farklı bir dünya vardı ve bu dünyadaki insanlar sayesinde kullandığımız şeylere sahibiz."

Şifacı lafını kesti.

"Evet aslında herkes farkında bu dünyanın ilk sahipleri olmadığımızın. Bizden ve o insanlardan önce de ilahlar varmış. Örneğin Thomas."

"Ben de onu söylüyorum. Thomas bir ilah değilmiş."

Oda da tekrar bir uğultu yükseldi. Kat sorumlularından bazıları bağırmaya başlamıştı ki, Şifacı tekrar sessizliği sağladı.

"Thomas McGuire, Lockheed Martin diye bir yerde, şuan her cihazda ve her yerde kullandığımız taşınabilir füzyon enerjisi için çalışan bir insanmış. Sizler gibi, benim gibi bir insan. GO ise sadece bir makine ve içerisinde aslında her şey var. Dünyanın tarihi, insanlar hakkında bilgiler, belki de dünyanın bütün bilgileri orada. O makinenin içinde. Kırık cam'da ki GO sadece bizi buraya hapseden bilgiler topluluğu. Resmin tamamı o değil. Riva belki kırık camı tamir etmemize yardım eder yada belki kendi makinesinde bize her şeyi gösterir. Bazı şeyleri değiştirmemiz gerekecek."

"İnancımızdan ve kurallarımızdan vazgeçmemizi mi istiyorsun Arayıcı?" diye bağırdı kalabalıktan biri. "Bunu topluluğumuza, insanlarımıza anlatamayız. Anlatsak bile her şey alt üst olur, her şey yıkılır belki her şey biter ve dağılırız. Ben bunun olmasını istemiyorum Arayıcı."

"Bizi hayatta tutan inancımız ve kurallarımızdır. Bugüne kadar gelebildiysek eğer bundan sonra da devam edebiliriz. Burada konuşulanların gizli tutulmasını ve siz ikinizinde yarın yeni gün ile toplanıp burayı terk etmenizi istiyorum." diye devam etti Şifacı.

"Tek başına bir istekte bulunamazsın Şifacı. Kurallarımıza göre oylama yapmalısın."
"O zaman oylamaya sunuyorum. Arayıcı ve genç kadının gitmesini isteyenler, istemeyenler."

Eller hızlıca kalktı ve indi.

"Evet oylama sonucuna göre de yarın topluluğumuzu terk etmenizi istiyoruz."

Arayıcı burada kalmak isteyip istemediğini düşündü tekrar. Her ne kadar korkuyor olsa dahi belki de topluluk ile kalmamak daha iyi olacaktı. Kendisine uygun bir yer bulana kadar Riva ile yola devam edebilirdi. Riva'ya döndü, göz göze geldiler.

"Ben zaten uzun süre kalamazdım. Yarın gidebilirim Arayıcı, benim için sorun yok."
"Tamam. Belki bende sana eşlik etmiş olurum."
"Yoluma çıkmadığın, bana engel olmadığın sürece benimle gelebilirsin."

"Bu akşam istediğiniz katta misafir odalarında kalabilirsiniz. Toplantı sona ermiştir."

Danny Arayıcı'ya yaklaştı.

"Bizim kata gelebilirsiniz. Son dönemde bir kaç kişiyi kaybettik zaten. Boş odalarımız var katta. "

Arayıcı Danny'ye teşekkür etti ve Riva'ya döndü.

"Herkes gidene kadar bekleyelim. Sonra Danny'nin sorumlusu olduğu kata yani 10. kata çıkacağız."
"Tamam." dedi Riva.

10. kata çıktıklarında Danny ikisinede ayrı odalar verebileceğini söyledi. Riva sessizce ortalığı inceliyordu. Yavaşça Danny'ye dönüp;

"Bir kaç kişi kaybettik demiştin, ne oldu?"
"Bir hastalık yayıldı katta ve son günlerde 2 kişi öldü. Herhangi bir şey yapamadık. Tek elimizden gelen en üst katta yapabildiğimiz  topraklama törenleriydi. Neyse bu konuları kapatalım. Çok iyi şeyler değil zaten. Ben size odalarınızı göstereyim ve yolculuğunuz için elimizden geldiği kadar çantalar hazırlayayım. Sizde dinlenirsiniz."

"Teşekkürler Danny" dedi Arayıcı.

"Hadi odalarınıza artık, biraz dinlenin."

Arayıcı'yı belki de son defa bir yatakta yattığını düşünerek uykuya dalmasının üzerinden çok zaman geçmeden fırladı yataktan. Dışarıdan bir ses geliyordu ve Arayıcı bu sesi tanıyordu. Riva'nın meleğim dediği uçan X'in sesiydi bu. Odasının kapısını açtı ve Riva'nın odasının önüne geldi. Kapıya bir kaç kez vurdu. İçeriden bir cevap gelmedi. Sessizce Riva dedi ancak yine ses yoktu. Kapıyı açtığında Riva'nın yatağında olmadığını gördü. Uçan cismin sesi giderek artıyordu. Bütün topluluğu uyandırabilecek seviyeye gelmişti. Odama geri dönsem iyi olacak diye düşündü. Odasına doğru ilerlerken asansörün ışıklarının yandığını ve yukarı çıktığını fark etti. Asansörün önünde olması gereken güvenlik görevlisi yoktu. Asansöre doğru hızlı adımlarla ilerledi ve yaklaştığında asansörün yanında boylu boyunca yatan görevliyi gördü.

"Riva, lütfen bunu sen yapmamış ol."

Arayıcı'nın arkasından bir kapı açıldı. Arayıcı hızlıca o tarafa döndü ve Danny'yi gördü. Danny koşarak Arayıcı'nın yanına geldi.

"Az önce güvenlik sebebiyle tüm kat sorumlularını çağırdılar. Bütün güvenlik görevlileri çatıya gönderiliyor."
"Riva."
"Sanırım onunla ilgili bir problem var."

Riva'nın gözlerinin önünde yine sonsuz karanlık belirmişti. Arkasından kırmızı bir ışık ve kırmızı parlak bir renkte "Enerji Yükleniyor" yazısı. Sonra tekrar karanlık. Riva yeni bir rüya görüyordu. Topluluğun bulunduğu binayı dışarıdan görebiliyordu. Binanın etrafını dolaşıyor ve yavaş yavaş yukarı çıkıyordu. Görüntü binanın çatısını geçecek kadar yükseldi. Şimdi görüntü de toprakla kaplı bir çatı ve bir kişi vardı. Dizlerinin üstüne çökmüş önündeki toprağı kazmış ve bekleyen bir kişi. Görüntü havada süzülerek dizlerinin üstündeki kişiye yaklaştı. Riva yine kendisini görüyordu. Tam arkasında çatının kapısı açılıyor ve iki silahlı görevli Riva'ya doğru koşuyordu. Sonra tekrar karanlık.

Riva gözlerini açtığında toprağın üstünde diz çöktüğünü anladı. Elleri ile önünde bir çukur açmıştı. Arkasına döndü ve iki görevlinin ona silah doğrulttuğunu gördü.

"Ellerini kaldır, ellerini kaldır" diye bağırıyorlardı.

Riva ellerini kaldırdı. Görevliler Riva'ya doğru yaklaştılar.Görevlilerden biri Riva'nın önüne geçmek için hamle yaptı ve durdu.

"Of, sanırım kusacağım."

Diğer görevli de yaklaştı ve durdu.

"Bu toprağın içinden çıkan çürümüş bir kol mu?"
"Sanırım öyle. Burası bir süre önce hastalanan ve ölen bir adamı toprakladığımız yer değil mi?"

Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder