26 Haziran 2015 Cuma

Arayıcı Günlükleri - 4


Arayıcı önde Riva tam arkasında yola çıktılar. Hafif sisin ve kirli havanın içinde ne kadar az nefese yer varsa, bir o kadar çok düşüncelere ayıracak zamanları vardı. Arayıcı zamanının dolmak üzere olduğunun farkındaydı. Ancak yapabileceği fazla bir şey yoktu, gereğinden fazla uzağa gitmişti ve 5. gün doğumu bitmeden evim dediği yere dönmeleri imkansızdı. Eğer sorumlular kurallara katı bir şekilde uymayı tercih ederlerse sahip olduğunu düşündüğü her şeyi kaybedecek, yerine başka bir Arayıcı geçireceklerdi. Boş olan katlardan birine yerleşecek, kendisine uygun olduğunu düşündüğü bir şeyler ile meşgul olacak, topluluğun ihtiyacı olan hizmetlerde görev alacak, 40. kata ritüeller dışında çıkamayacaktı. Aslında bundan sonra 40. kata çıkmayı isteyip istemediğini düşündü. Arayıcı için ilahlar yoktu artık. Thomas bir insan, GO ise bir makineydi, insanların yaptığı bir makine. Bütün bunları bilince düşünceleri daha derinleşiyordu. Yaşadıkları yerler nasıl bu hale gelmişti, nasıl bu kadar kirlenmişti? Geçmişte neler olmuştu da hala kullandıkları cihazları yapanlar, sonsuz ve temiz taşınabilir bir enerji kaynağı haline gelmiş füzyonu bulanlar geriye yaşanmaz bir dünya bırakmışlardı? Aslında belli bir çevrenin dışını bilmiyordu ama yaptığı aramalardan anladığı dünyanın çoğu yeri aynı durumda olmalıydı. Topluluğa kattığı insanların kimi haftalarca yürüdüklerinden, zor hayatta kaldıklarından ve yaşayan kimseyle karşılaşmadıklarından bahsediyorlardı. Bir kısmı ise başka topluluklarda olduklarını anlatırdı, o topluluklar tükenmeye başlayınca gruplar halinde başka yerlere yolculuğa çıkmışlardı. Herkesin ortak bildiği tek şey ise etrafta bir sürü silahlı insan ve topluluk olduğuydu. Kalacak yer, yiyecek yada herhangi başka basit bir şey için insan öldürebilirlerdi. İlk Arayıcı bu tip insanlara "Hordaura" ismini takmıştı. Kendi topluluğu da onları bu isimle biliyordu. Her yola çıkan arayıcının son karşılaşmak isteyeceği şeydi Hordaura'lar. Riva'yı bulduğu bu son yolculuğunda şu ana kadar onlarla karşılaşmadığı için şanslıydı ama yine de gözünü dört açmalıydı Arayıcı. Gaz maskesinin küçük yuvarlak camlarından kısıtlanan görüş açısı ile etrafına bakındı. Her yer sakin gözüküyordu. Sonra arkasında yürüyen Riva'ya baktı. Arayıcı'nın topluluğunun en güzel kızlarından daha güzeldi. Ne kadar narin gözükse de, bir o kadar dayanıklı olmalıydı. Bunca zamandır hayatta kalmayı başarmıştı. Şu anda aklından neler geçiyordur acaba diye düşündü Arayıcı.

Riva deri montunun kürklü kapüşonunu başına geçirmiş, bandanasını burnuna kadar çekmiş sakin bir şekilde yürüyor, Arayıcı'yı takip ediyordu. Son zamanlarda çok daha fazla rüya görmeye başladığını düşünüyordu. Son bir ayda tam 152 rüya. Daha önceki ayların neredeyse 3 katı rüya görmüştü. 10 yıl önce eski bir fabrikada kendine geldiğine yanında olan ihtiyardan sonra tanıdığı ve biraz konuşabildiği hiç kimse bu kadar çok rüya gördüğünü düşünmüyordu ki, zaten çoğu rüyalarını hatırlamıyordu. Ancak Riva'nın rüyaları çok netti, her şeyi hatırlıyordu. Ayrıca rüyaları, onun doğru kararlar vermesini sağlıyordu. İhtiyarın her zaman söylediği gibi;

"Bir gün her şeyi hatırlayacaksın, her şeyi bileceksin ama o zamana kadar hiç bir insana güvenme."

Belki de gördüğü rüyalar hatırlaması gerekenlerdi. Çoğu zaman rüyaları yapması gerekenleri, gitmesi gereken yolu gösteriyor gibiydi. Rüyalarına güvenmeyi ve kararlarını onlara göre vermeyi öğrenmişti. Bilmediği çok şey vardı rüyalarının içinde ama bugüne kadar da Riva'yı yanıltmamışlar, hep doğru olduğunu sonradan anladığı kararlar vermesini sağlamışlardı. Yeni Lemuria'yı bulmak rüyalarının içindeki en büyük gizemi çözmekti. Belli aralıklarla rüyalarının tam ortasında parlak kırmızı renklerde beliren yazı: Hedef Yeni Lemuria

Riva işte yine başlıyor diye düşündü. Gözlerini kapatmadığını biliyordu ancak önünde yürüyen Arayıcı bir anlığına yok oluyor sonra geri geliyordu. Sonsuz siyahı bir kaç saniyeliğine görüyor ve sonra tekrar her şeyi görmeye başlıyordu. Biraz durması gerektiğini düşündü. Riva bir karar verdiğinde tereddüt etmez, kararını hemen uygulardı.

"Arayıcı" diye seslendi.

Arayıcı Riva'nın sesini duyar duymaz yürümeyi bıraktı. Riva durmuştu, Arayıcı'da hemen yanına gitti.

"İyi misin?"
"İyiyim ancak biraz durmamız gerek."
"Tamam. Sanırım yoruldun. Biraz dinlenebiliriz."
"Hayır yorulmadım ama..."

Riva cümlesini bitirmeden dizlerinin üstüne çöktü. Karanlık gözlerinin önünden dağılmıyordu ve önünü görmeden bir adım daha atmaması gerektiğini biliyordu.

Arayıcı Riva'nın yanında donup kalmıştı. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Sadece elini omzuna koydu ve Riva'dan bir tepki bekledi. Bir anlığına sessizlik oldu ve sonra garip bir ses duydu Arayıcı. Daha önce duyduğu seslere benzemeyen giderek yaklaşan bir uğultu.

Uğultu yaklaştıkça ses belirginleşiyor, hızlı ve düzenli aralıklarla bir sürü cismin birbirine vurmasına benziyordu.

"Riva, tehlikede olabilir miyiz? Daha önce hiç böyle bir ses duymadım."

Riva gözlerini kapamıştı. Arayıcının koluna uzandı ve otur anlamında aşağı çekti. Arayıcı'da Riva'nın önünde dizlerinin üzerinde duruyor, ses yaklaştıkça endişesi artıyordu.

Ve sonra Arayıcı gördü. Tam arkalarından, yukarıdan, neredeyse kirliliğin ve sisin bittiği noktadan aşağı, üstlerine yaklaşan uçan bir cisim.Yaklaştıkça büyüyordu. Arayıcı artık gerçekten endişelenmeye başlamıştı. Cisim iyice yaklaşmış, uzansalar dokunabilecekleri bir yükseklikten tam üstlerinden geçmiş, ani bir hareketle geri dönüp tekrar üstlerinden geçmişti. Her iki üstlerinden geçişinde de Arayıcı bakamamış ve yüzünü yere kapatmıştı. Görebildiği kadarıyla X şeklinde bir makineydi bu cisim. X şeklinin her ucunda, Arayıcı'nın topluluğunun yaşadığı binanın havalandırma sistemindekilere benzer pervaneleri vardı.  Riva ise bütün olanlara tepkisiz gözleri kapalı ve dizlerinin üzerinde duruyordu.

Riva yeni bir rüya görüyordu. Sislerin içerisinde hızla ilerleyen bir görüntü. Hızlı ama yürümeye benzemeyen bir ilerleme. Sanki sislere ve üzerinde bulundukları yeri yukarıdan izlermiş gibi. Sislere dağılmaya başladıkça yere daha da yakın olduğunu görüyordu. Yakınlaştıkça yerde duran iki kişi belirginleşti. Yüz yüze birbirlerinin önünde diz çökmüş durumda. Ve tam üstlerinden geçerken Riva diz çökenlerden birinin kendisi olduğunu fark etti. Sonra görüntü yine iki kişiden uzaklaşmaya başladı ve tekrar siyah. Riva'nın rüyası bitmişti.

Riva gözlerini açtı. Arayıcı şaşkın şaşkın gök yüzüne bakıyordu.

"Riva üzerimizden geçen şeyi görmeliydin." dedi.

Riva hiç bir duygusal tepki olmadan Arayıcı'ya bakıyordu.

"Riva, Riva" dedi tekrardan Arayıcı.

"Korkma Arayıcı. Az önce meleğimle tanıştın."









Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder