10 Şubat 2015 Salı

Teklif

Beyaz takım elbiseli adam kalabalık caddede, kendisine bakan insanlara ve onların kendi aralarındaki fısıltılarına aldırış etmeden emin adımlarla yürüyordu. Bir an duraksadı ve yolun karşısında duran evrak çantası elinde, gazetesini rahat okuyabilmek için üç dört defa katlamış adama baktı. Caddeyi kolaçan ettikten sonra yolun karşısına geçti.

"İyi günler Ercan Bey" dedi beyaz takım elbiseli adam.

Kafasını gazetesinden kaldıran adam şaşkın bir ifadeyle baktı.

"İyi günler beyefendi ama çıkartamadım."
"Beni tanımıyorsunuz ondandır. Eğer vaktiniz var ise size bir şeyler söylemek isterim."

Ercan'ın suratındaki şaşkınlığı gören adam konuşmaya devam etti.

"Merak etmeyin size bir şey satmaya çalışmayacağım yada dolandırmaya."

Ercan hala şaşkındı, başını olur anlamında aşağı yukarı sallayabildi sadece. Beyaz takım elbiseli adam konuşmaya devam etti.

"Ercan Bey, işinizden ne kadar sıkıldığınızı ve hak etmediğiniz kadar az bir para karşılığı çalıştığınızı da biliyorum. Size çok beğeneceğiniz bir teklifim var."

Ercan yol ortasında iş teklifinde mi bulunacak diye düşündü. Bu işin altında bir bit yeniği olmalıydı. Adamı baştan aşağı tekrar süzdü. Gayet iyi giyimli biriydi. İnsanların gözleri çok şey ele verir diye düşündü. Gözlerinin içine baktı bir an. İnsana güven veren bir yanı vardı bu tanımadığı adamın. Tek beğenmediği noktası takımının beyaz renkli olmasıydı.

"Sizi dinliyorum beyefendi" dedi Ercan.
"Bundan sonra bu kadar fazla çalışmadan çok daha fazla kazanacaksınız."

Ercan hayretler içerisindeydi. Gerçekten de iş teklifinde bulunacak yol ortasında.

"Ve bir şey yapmanız gerekmiyor. Sadece düşünün. Size bu akşam detayların yazılı olduğu bir dosya göndereceğim. Gece kararınızı verirsiniz."

Ercan merak etmeye başlamıştı ama hala temkinliydi. Ne diyeceğini bilemiyordu. Biraz düşündü, şimdi bu adama adresini vermesi gerekir miydi acaba?

Beyaz takım elbiseli adam Ercan'ın düşüncelerini okurcasına konuşmaya devam etti.

"Adresinizi biliyorum merak etmeyin." dedikten sonra Ercan'ın şaşkın bakışları arasında arkasını döndü.
"İyi günler Ercan Bey" dedi ve geldiği yönde ilerlemeye başladı.

Beyaz takım elbiseli adam, caddenin sonundaki alışveriş merkezinde bulunan pastaneye girdi. Dik duruşu, yavaş ama sağlam yürüyüşü ile tam bir beyefendiydi. Pastanenin en uzak köşesinde gördüğü masaya doğru ilerlerken cam kenarında oturan ve tek başına kahvesini içen kadına baktı. Kadına doğru hızlı bir hamle yaptı. Kadın bu ani hamleden irkilmişti. Adam eğilerek yerden bir şey aldı ve kadına uzattı.

"Sanırım bu broş sizden düşmüş hanımefendi."

Kadın önce hızlıca adamı süzdü, sonra broşa baktı.

"Sanırım benden düşmüş." dedi kadın şaşırmış bir şekilde. "Teşekkür ederim."

Kadın yabancıdan etkilenmişti. İyi giyimli, kendinden emin ve en önemlisi yakışıklıydı. Oturmasını istesem mi diye düşündü. Yıllardır erkekler konusunda o kadar çok hata yapmıştı ki, bunun da bir hata olacağından adı kadar emindi. Ne kadar kendisine değer vermeyecek, bencil erkek varsa çekiyor gibiydi.

"Yalnızsanız eşlik edebilir miyim, hanımefendi?" diye sordu beyaz takım elbiseli adam.

Kadın sırıtmamak için kendini zor tuttu.

"Tabii, buyrun." diyebildi.
"İsminizi öğrenebilir miyim hanımefendi."
"Ben Selen"
"Bende Yek. Memnun oldum."

Ne tuhaf bir ismi varmış diye düşündü Selen.

"Tuhaf bir ismim olduğunu biliyorum ama bu ismi koyan ben değilim." dedi sanki düşüncelerini okumuş gibi Yek.

Birer kahve içtikten ve biraz sohbetten sonra Yek gitmeye hazırlanıyor gibiydi.

"Eminim size çok değer veren birini bulacaksınız Selen hanım. Bunu istiyorsunuz sanırım" dedi.

Adam gerçekten de düşüncelerini mi okuyabiliyordu acaba?

"Her şeyden çok istiyorum, Yek."
"Bu akşam nasıl birisini istediğinizi iyice düşünün hanımefendi. Belki o kişi çok yakındır size. Şimdi gitmem gerekiyor. Yarın akşam yine burada görüşebilir miyiz acaba? Belki bana hayalinizdeki kişiyi anlatırsınız."

Selen şaşırmıştı. Yek'inde ondan hoşlandığından emindi artık.

"Tamam" diyebildi.
"Müsaadenizle benim gitmem gereken bir yer daha var. Teşekkür ederim hanımefendi" dedi. Selen'in elini nazikçe sıktı ve pastaneden çıktı.

Akşam olduğunda üzerindeki takım her ne kadar uygun olmasa da Yek ucuz bir bara giriyordu. Barda çalan amatör bir grubu izlemeliydi. İnsanların tuhaf bakışlarına aldırmadan sahnenin dibinde bir yere oturdu. Grubu sabırla dinlerken bir kaç defa grubun gitar vokaliyle göz göze geldi. Konser biter bitmez gitar vokal Yek'in masasına oturmuştu bile.

"Ben Hakan. Size bir içki ısmarlayayım."
"Teşekkür ederim Hakan Bey" dedi. "Yeterince içtim sanırım."

Hakan, tuhaf giyimli kendisine Bey diye hitap eden adama gülmemek için kendisini zor tutuyordu. Ama önemli birisi olabilir, belki de bir yapımcıdır diye düşünerek kendini bastırdı.

"Size nasıl yardımcı olabilirim" dedi beyaz takım elbiseli adama.
"Senin ünlü olmanı sağlayabilirim."

Hakan'ın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Ya bu adam içkiyi fazla kaçırmış yada onunla dalga geçiyor olmalıydı. Bu hizbe yerde keşfedileceği aklının ucundan geçmemişti.

"Yapımcı mısınız?"
"Sayılır" dedi Yek. "Ama teklifim sadece senin için geçerli. Grup için değil."

Hakan biraz düşündü. En çok istediği şeyi gerçek olabilirdi ama 10 senelik arkadaşlarını geride bırakmasını istiyordu bu adam. Birasından bir yudum aldıktan sonra kararını vermişti.

"Tamam, ünlü olmak istiyorum" Kafasıyla grubu işaret ederek "Onlar olmadan" dedi.
"O zaman daha çok gitar çalmanızı öneriyorum Hakan Bey."
"Tek bir şartım var beyefendi. Lütfen beni pop veya benzeri bir müzik için zorlamayın. İçimden geldiği gibi rock'n'roll yapmak itiyorum"
"Zorlayacağımı kim söyledi? Sevdiğin müziği yapabilirsin."
"Teşekkürler."
"Ben teşekkür ederim Hakan Bey. Benim artık gitmem gerekiyor. Görüşmek üzere."
"Görüşürüz."

Aynı saatlerde Ercan evine gelmiş olan zarfı açmaya çalışıyordu. Tuhaf adamın ne teklif ettiğini bütün gün merak etmişti. Zarfı açıp kağıtları hızlıca çıkarmaya çalışırken parmağını kağıt kesmiş ve kağıtlara her yere dağılmıştı. Parmağını ağzına götürene kadar bir damla kan kağıtlara damladı. Ercan sinir olmuştu. Saçma sapan bir şey ile uğraşıyorum diye düşündü. Dağılan kağıtları yerden topladı ve masanın üzerine bıraktı. Doğruca yatağına uzandı.

Selen çoktan yatağına uzanmıştı. Gün içinde yaşadığı o ilginç anı düşünüyordu. Aklına bugün düşürdüğü broş geldi. Yanına aldığını bile hatırlamıyordu. Çantasında kalmış olmalıydı. Kolunu yatağın kenarına uzattı ve elini çantasının içine attı. Broşa tekrar bakma isteğine karşı koyamıyordu. Elini çantasının içinde gezdirirken parmağında bir acı hissetti. Elini hemen çekti. İşaret parmağına bir şey batmıştı. Hatta çok az da kanamıştı. Önemli değildi. Sadece hayalindeki ona her şeyden çok değer verecek olan erkeği düşündü.

Hakan eve geldiğinde heyecandan yerinde duramıyordu. Bugün belki de hayatını değiştirecek bir teklif almıştı. Ama garip adamın uyarısı vardı. Daha çok gitar çalmalısın demişti ona. O zaman o da daha çok çalacaktı. Gitarını eline aldı ve çalmaya başladı. Parmakları acıyana kadar hatta kanayana kadar gitar çaldı.

Ertesi hafta dünyadaki 3 kişinin hayatı inanılmaz derecede değişmişti. Ercan neredeyse hiç çalışmadan hayal ettiğinden hatta harcayabileceğinden bile fazla para kazanıyordu. Selen'in kendisine hayran, hatta kendisine tapan bir erkek arkadaşı vardı. Evleneceği adamı bulduğunu düşünüyordu. Hakan ise televizyonda neredeyse saat başı klibi dönen bir rock star olmuştu.

6 yıl sonra...

Birbirini hiç tanımayan 2 adam ve 1 kadın aynı asansörde Yek ile birlikte katları çıkıyorlardı. Hepsi Yek ile olmaktan memnundu. Kaç kat çıktıklarını yada kaçıncı kata çıktıklarını fark etmediler bile. Asansörün kapıları açıldı.

"Beni takip edin" dedi Yek.

Uzun bir koridorda yürümeye başladılar. Sağlı sollu bir sürü kapının yanından geçtiler. Koridorun sonu yok gibi gözüküyordu. Bir müddet sonra Yek bir kapının önünde durdu.

"Tekliflerimi iyi değerlendirdiniz. Şimdi karşılığını verme zamanı."

Hepsi şaşırmış vaizyette Yek'e bakıyorlardı.

"Bir müddet bu odada bekleyeceksiniz."
"Yani ne kadar?" diye sordu Hakan.
"Bir müddet" diye tekrarladı Yek.

Yaşadıkları muhteşem 6 seneden sonra Yek'in dediklerini yapmaları gerekiyordu, ne de olsa o gerekeni yapmış ve en çok istedikleri şeyleri onlara vermişti. Odaya girdiler. Oda da büyük bir masa, masanın üstünde makyaj malzemeleri ve bir yığın dosya.

"Söz verdiğim gibi zengindiniz Ercan Bey. Ama bana olan borcunuzu ödemek için çalışmalısınız. Dosyaların hepsinin düzenlenmesi gerekiyor. Bittiği zaman yenileri gelecektir. Hakan bey, söz verdiğim gibi çok ünlü oldunuz rock'n'roll yaparak, şimdi borcunuzu ödeyeceksiniz. Oda da 7/24 kesintisiz olarak pop müzik çalacak. Son olarak Selen Hanım size tapan bir erkek arkadaşınız oldu. Şimdi istediğiniz kadar makyaj yapabilir, güzelleşebilirsiniz ama bir müddet size hiç değer vermeyen bu iki adamla birlikte bu oda da kalacaksınız."

Ercan, Hakan ve Selen neye uğradıklarını şaşırmışlardı. Ne tür bir şaka olabilirdi bu? Ne kadar süre burada kalacaklardı? Neredeydiler? Yek denen adam kimdi gerçekten?

En sonunda Hakan konuşabildi.

"Bu bir çeşit işkence olmalı. Neredeyiz biz?"

Yek kapıyı kapatırken son söylediği kelimeler duyuldu.

"Cehenneme hoş geldiniz."

Ülkede yayın yapan tüm televizyonlarda o gün aynı haber vardı.

"Yaşanan trafik kazasında ünlü rock yıldızı Hakan ve 2 kişi daha yaşamını yitirdi."

Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder